
Kırk yılı aşkın bir süre önce laboratuvar ortamında yapılan şaşırtıcı bir gözlem, bağışıklık sisteminin çalışma prensiplerine dair bildiklerimizi kökten değiştirdi. O dönemde, otoimmüniteyi baskılama yeteneğine sahip özelleşmiş bir T hücresi popülasyonuna dair ilk sinyaller alındı. Bugün Düzenleyici T Hücreleri (Regulatory T cells – Tregs) olarak bilinen bu immün modülatörler, bağışıklık sisteminin “kendi dokusunu” yabancıdan ayırt etme yeteneğinin merkezinde yer alıyor.
Bu alandaki temel çalışmalarıyla bilim dünyasında yeni bir ufuk açan Osaka Üniversitesi İmmünoloji Sınır Araştırmaları Merkezi’nden Seçkin Profesör Shimon Sakaguchi, periferal immün tolerans konusundaki keşifleriyle 2025 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü‘ne layık görüldü. Ancak Sakaguchi için bu ödül bir son değil, yeni bir terapötik çağın başlangıcı.
Sakaguchi, sadece akademik bir öncü değil, aynı zamanda bilimsel kurucusu olduğu RegCell, Inc. aracılığıyla bilimi ürüne dönüştüren bir vizyoner. Geliştirdikleri “yeniden programlanmış Treg hücre tedavileri”, otoimmün hastalıklarda bozulan immün dengeyi yeniden sağlamayı hedefliyor.
Sakaguchi, Treg hücrelerinin varlığına dair ilk şüphelerinin 1970’lerin sonuna dayandığını belirtiyor: “Yenidoğan döneminde timusu alınmış farelere T hücresi süspansiyonları verildiğinde, otoimmün hastalıkların ve doku hasarının önlendiğini gördük. Bu koruyucu etkinin, timusta sürekli üretilen CD4+ T hücreleri sayesinde gerçekleştiğini kanıtladık.”
Treg hücrelerinin bağışıklık sistemini nasıl regüle ettiği sorusu, modern immünolojinin en kritik konularından biridir. Sakaguchi’ye göre bu hücreler iki temel mekanizma üzerinden çalışıyor:
“Hücre temasına dayalı mekanizma, otoimmün hastalıkların önlenmesinde hayati önem taşır. Tregler tarafından yapısal olarak ifade edilen CTLA-4 molekülündeki genetik anomaliler, bugün klinikte gördüğümüz birçok otoimmün hastalığın temel nedenidir.” – Prof. Shimon Sakaguchi
Otoimmün hastalıklar, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen devasa bir sağlık yükü oluşturuyor. Mevcut tedaviler (steroidler, siklosporin A, takrolimus vb.) genellikle antijen spesifik olmayan, bağışıklığı genel olarak baskılayan ve uzun vadede enfeksiyon veya kanser riskini artıran yöntemlerdir. Sakaguchi’nin vizyonu ise tamamen farklı bir yaklaşım sunuyor: Hastalığa özgü baskılama.
RegCell tarafından geliştirilen teknoloji, hastalığa neden olan patojenik T hücrelerini, fonksiyonel olarak kararlı Treg hücrelerine dönüştürüyor. Bu süreç iki kritik adıma dayanıyor:
Bu yöntemle elde edilen hücreler, CAR-Treg teknolojilerinden farklı olarak genetik manipülasyon gerektirmiyor ve büyük miktarlarda üretilip dondurularak saklanabiliyor. Sakaguchi bu durumu şöyle özetliyor: “Bu hücreler, vücutta antijene veya hastalığa özgü bir baskılama sağlayan, fizyolojik mekanizmalara uygun ve uzun vadeli etki gösteren birer ‘canlı ilaç’ olarak işlev görüyor.”
Sakaguchi ve ekibi, laboratuvar ortamında hem fare hem de insan hücrelerinde hastalığa neden olan T hücrelerini başarıyla dönüştürdüklerini kanıtladı (Sci Transl Med. 2025). Ancak kliniğe giden yolda hala aşılması gereken engeller var. Yeniden programlanmış hücrelerin hasta vücudunda ne kadar süre canlı kalacağı ve fonksiyonlarını ne kadar stabil sürdüreceği, yapılacak klinik faz çalışmalarıyla netleşecek.
Gelecekte, örneğin İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (IBD) gibi spesifik durumlar için yüksek IL-10 üretimi sağlayacak modifikasyonlar planlanıyor. Nihai hedef, hastaların kendi antijenlerine karşı tolerans geliştirmesini sağlayarak, yan etkisiz ve kalıcı bir remisyon (iyileşme) süreci başlatmak.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work