
Bilim dünyasında kariyer basamakları, çoğu zaman tek bir kritik değişkene bağlıdır: Hız. Araştırma fonlarının onaylanması, akademik kadro atamaları ve terfi kararları, bir araştırmanın ne zaman "bilimsel kayıt" altına alındığına göre şekillenir. Bu sürecin kalbi olan akran değerlendirmesi (peer review), editörlerin taslakları incelediği, hakemlerin değerlendirdiği ve yazarların revizyon yaptığı zorlu bir tüneldir. Ancak PLOS Biology dergisinde yayımlanan kapsamlı bir analiz, bu tünelin sonuna ulaşmanın herkes için eşit sürede gerçekleşmediğini çarpıcı verilerle gözler önüne seriyor.
Nevada Üniversitesi (Reno) bünyesindeki bir araştırma ekibi, biyomedikal ve yaşam bilimleri alanında son yirmi yılda yayımlanan yaklaşık 8 milyon makaleyi mercek altına aldı. PubMed veritabanı kullanılarak yapılan bu devasa tarama, gönderim ve kabul tarihleri tam olan 8.860 dergiyi kapsıyor. Araştırma sonuçları, sektördeki cinsiyet eşitsizliğinin sinsi bir boyutunu ortaya çıkardı:
İlk bakışta iki haftalık bir gecikme önemsiz görünebilir. Ancak bilimsel üretim süreçlerinin kümülatif yapısı düşünüldüğünde, bu süreler kariyer boyu süren devasa bir dezavantaja dönüşüyor.
Araştırmacılar, bu "mikro gecikmelerin" birikimli etkisini modellemek için 50 makalelik bir kariyer projeksiyonu oluşturdu. Sonuçlar endişe verici:
"Erkek meslektaşlarıyla aynı sayıda makale üreten bir kadın araştırmacı, kariyeri boyunca sadece hakem sürecindeki ekstra beklemeler nedeniyle 350 ila 750 gün kaybediyor. Bu, bilimsel üretkenlikte 1 ila 2 yıllık bir ‘kayıp zaman’ anlamına geliyor."
Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden bilgi bilimci Cassidy Sugimoto, bu durumu şöyle özetliyor: "Bu gecikmeler zamanla birleşerek kariyer yörüngelerini saptırıyor. Bilimde merkezi bir gösterge olan üretim yavaşladığında, araştırmacının görünürlüğü ve atıf potansiyeli de aynı oranda düşüyor."
Nevada Üniversitesi’nden Biyolog ve çalışmanın ortak yazarı David Alvarez-Ponce, veri setinin gecikmenin tam olarak hangi aşamada (editör incelemesi, hakem değerlendirmesi veya yazar revizyonu) yaşandığını göstermediğini belirtiyor. Ancak Brunel Üniversitesi’nden ekonomist Erin Hengel, kendi yaptığı bağımsız analizlerde bu sorunun kökenine dair ipuçları sunuyor.
Hengel’in bulgularına göre:
Hengel, bu durumu "kötü niyet"ten ziyade bir "enformasyon eksikliği" olarak yorumluyor: "Acemi hakemler kararlarını yönlendirecek bilgiye daha az sahip olduklarında, daha az aşina oldukları çalışmalara karşı daha temkinli ve yavaş hareket ediyorlar."
Araştırma ekibi, bu süre farkının makale kalitesiyle ilgili olup olmadığını test etmek için makale uzunluğu, özetin okunabilirliği, yazar sayısı ve yayın yılı gibi değişkenleri de kontrol etti. Sonuç değişmedi: Makale özellikleri ne olursa olsun, kadınların yönettiği çalışmalar sistemde daha uzun süre bekletiliyor. Bu da sorunun bireysel makalelerden değil, yayıncılık ekosisteminin yapısal dinamiklerinden kaynaklandığını kanıtlıyor.
Bilimsel yayıncılığın hızlanması ve adil hale gelmesi için uzmanlar şu adımları öneriyor:
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work