İhmal Edilen Tropikal Hastalıklarda Dönüm Noktası: Trahom Küresel Eliminasyon Yolunda

13 Şubat 2026
3 dk dk okuma süresi
İhmal Edilen Tropikal Hastalıklarda Dönüm Noktası: Trahom Küresel Eliminasyon Yolunda

Kuzey Afrika’nın tozlu çöllerinden İndus Vadisi’nin kalabalık nehir yataklarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada, yüzyıllardır sessizce ilerleyen ve çocukların görme yetisini ellerinden alan sinsi bir tehdit mevcuttu: Trahom. Çiçek hastalığı veya kolera gibi aniden ortaya çıkmayan bu hastalık, yıllar süren tekrarlayan enfeksiyonlarla korneayı tahrip ederek ilerliyordu. Bugün ise bilim dünyası, laboratuvar tıbbı ve stratejik halk sağlığı hamlelerinin birleşimiyle bu antik hastalığı yeryüzünden silmeye hazırlanıyor.

Mikrobiyolojik Temel: Chlamydia Trachomatis ve Patogenez

Yunanca ‘pürüzlülük’ (τράχωμα) kelimesinden türetilen trahom, göz kapağının iç yüzeyindeki inflamasyonu ifade eder. Hastalığın etkeni, zorunlu hücre içi paraziti olan bir bakteri türüdür: Chlamydia trachomatis (özellikle A, B ve C serotipleri). Çocukluk çağında tekrarlayan enfeksiyonlar, göz kapağında skar dokusu oluşumuna neden olur. Zamanla bu skarlar göz kapağının içe dönmesine (entropiyon) yol açar ve kirpikler korneaya sürterek kalıcı körlük riskini doğurur.

Hastalık sadece biyolojik bir olgu değil, aynı zamanda bir yoksulluk göstergesidir. Temiz suyun kıt olduğu, sanitasyonun yetersiz kaldığı bölgelerde, özellikle Musca sorbens türü sineklerin vektörlüğü ve doğrudan temas ile yayılır. Bu sinekler, oküler akıntılara yönelerek bakteriyi bir konaktan diğerine taşır.

Tarihsel Yük ve Tanısal Zorluklar

Trahomun izleri Buzul Çağı’na, M.Ö. 8000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Antik Mısır’daki Ebers Papirüsü’nden Napolyon’un ordularına kadar tarih boyunca kaydedilen bu hastalık, 19. ve 20. yüzyılda göç hareketlerinin de en büyük korkusu olmuştur. Ellis Adası’ndaki hekimler, ABD’ye giren göçmenleri trahom açısından taramak için göz kapaklarını çevirerek tebeşirle işaretlemiş ve pozitif vakaları sınır dışı etmiştir.

Trahomun etken maddesini bulmak, 20. yüzyılın başlarında mikrobiyologlar için büyük bir meydan okumaydı. Çinli mikrobiyolog Tang Feifan, 1955 yılında tavuk yumurtalarını kullanarak bakteriyi izole etmeyi başardı ve Koch postülatlarını doğrulayarak tedaviye giden yolu açtı.

Tedavi Protokollerinin Evrimi ve SAFE Stratejisi

1950’lerde tetrasiklin merhemleriyle yapılan kitlesel tedaviler, uzun süreli kullanım gerektirdiği için hasta uyumu (kompliyans) sorunlarına takılıyordu. 1990’larda David Mabey ve Robin Bailey’in çalışmaları, tek doz oral azitromisin tedavisinin etkinliğini kanıtlayarak sahada devrim yarattı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bu bilimsel veriler ışığında hastalığın eliminasyonu için SAFE stratejisini geliştirdi:

  • S (Surgery): İçe dönmüş kirpikler için cerrahi müdahale.
  • A (Antibiotics): Enfeksiyonu tedavi etmek için antibiyotik kullanımı (Pfizer ve ITI ortaklığıyla 1 milyardan fazla doz bağışlanmıştır).
  • F (Facial Cleanliness): Yüz temizliği ile bulaşın azaltılması.
  • E (Environmental Improvement): Su ve sanitasyon koşullarının iyileştirilmesi.

Güncel Durum ve 2030 Hedefleri

Bugün gelinen noktada, Benin’den Çin’e, Fas’tan Meksika’ya kadar 27 ülke trahomu bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkardığını DSÖ’ye onaylatmıştır. 2002 yılında 1.5 milyar insan risk altındayken, bu sayı 2021’de %90’ın üzerinde bir düşüşle 136 milyona gerilemiştir. Maliyet analizleri, trahom eliminasyonuna yapılan her 20 dolarlık yatırımın, görme kaybının önlenmesi sayesinde ekonomiye bir üretken birey olarak geri döndüğünü göstermektedir.

Sonuç

Trahomun hikayesi, laboratuvar ortamında izole edilen bir bakteriden, küresel çapta koordine edilen bir ilaç dağıtım ağına ve çevre düzenlemesine uzanan entegre bir başarı öyküsüdür. 2030 yılına kadar hastalığın küresel eliminasyonu hedeflenirken, bu süreç diğer İhmal Edilen Tropikal Hastalıklar (NTD) için de bir model teşkil etmektedir.

Editör Yorumu!

Trahom, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında 'Trahom Savaş Teşkilatları' ve dispanserleri ile çok sıkı mücadele ettiği ve başarıyla elimine ettiği bir hastalıktır. Bu haber, Türkiye'nin geçmişteki halk sağlığı başarısını hatırlatmakla birlikte, güncel göç hareketleri ve mülteci nüfusu nedeniyle sağlık sistemimizin neden teyakkuzda olması gerektiğini de dolaylı yoldan vurgulamaktadır. Özellikle Suriye ve Afrika kökenli göçlerin yoğun olduğu bölgelerde, laboratuvarlarımızın Chlamydia trachomatis tanısı konusundaki hassasiyeti ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin farkındalığı, elde edilen kazanımların korunması açısından kritiktir. Ayrıca, yerli ilaç sanayimizin antibiyotik üretim kapasitesinin stratejik önemi, küresel tedarik zinciri sorunlarında bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

SAFE, Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen dört aşamalı bir stratejidir: S (Surgery/Cerrahi) ile içe dönen kirpiklerin düzeltilmesi, A (Antibiotics/Antibiyotik) ile enfeksiyonun tedavisi, F (Facial Cleanliness/Yüz Temizliği) ile bulaşın azaltılması ve E (Environmental Improvement/Çevresel İyileştirme) ile su ve sanitasyon koşullarının düzeltilmesini kapsar.

Bakteri, göz kapağının iç yüzeyinde tekrarlayan enfeksiyonlara neden olur. Bu enfeksiyonlar zamanla skar (yara) dokusu oluşturarak göz kapağının içe dönmesine (entropiyon) yol açar. İçe dönen kirpikler korneaya sürterek kalıcı hasar ve neticesinde körlük oluşturur.

Geçmişte uzun süreli tetrasiklin merhemleri kullanılırken, 1990'lardan itibaren tek doz oral 'azitromisin' kullanımı standart hale gelmiştir. Bu yöntem, hasta uyumunu artırarak kitlesel tedavi programlarının başarısını büyük ölçüde yükseltmiştir.

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

LabHaber

Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.