
Popüler kültürün vazgeçilmez bir parçası haline gelen dövme sanatı, ardında giderek büyüyen bir toksikolojik soru işareti bırakıyor. 2024 yılında Metallica’nın efsanevi solisti James Hetfield, Motörhead’in merhum lideri Lemmy Kilmister’a saygı duruşu olarak, Kilmister’ın küllerinin karıştırıldığı özel bir mürekkeple dövme yaptırdı. Kulağa ne kadar eksantrik gelse de, krematoryum küllerinden endüstriyel otomobil boyalarına kadar her şeyin insan derisi altına enjekte edilebildiği bu sektör, modern bilimin ve toksikoloji laboratuvarlarının radarına girmiş durumda.
2022 yılında Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA), dövme mürekkeplerinde bulunan binlerce kimyasal için katı konsantrasyon sınırları getirdi. Ancak dünyanın geri kalanında, bu mürekkeplerin içeriğini denetleyen bağlayıcı bir mekanizma neredeyse yok. Günümüzde bilim insanları, laboratuvar tezgâhlarından klinik verilere uzanan devasa bir spektrumda, dövme ve kanser arasındaki gizemli bağlantıyı çözmeye çalışıyor.
Vücudumuzun bağışıklık sisteminin ilk savunma hatlarından biri olan lenf düğümleri (lymph nodes), aynı zamanda dövme mürekkeplerinin nihai çöplüğü işlevini görebiliyor. Syddansk Üniversitesi’nden epidemiyolog Signe Clemmensen, kariyerini bu gizemi çözmeye adamış isimlerden biri. Yapılan otopsi bazlı araştırmalar, dövme mürekkebinin içerdiği nanopartiküllerin, ölüm anına kadar kişinin lenf düğümlerinde hapsolduğunu kanıtlıyor.
Buradaki asıl tehlike sadece estetik pigmentler değil. Siyah mürekkeplerin içinde yoğun olarak bulunan ve Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından potansiyel kanserojen olarak sınıflandırılan Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH), bu dokularda yıllarca sessizce bekliyor. Clemmensen’in sorduğu temel soru laboratuvar koridorlarında yankılanıyor:
“Bu kimyasallar orada sadece duruyor mu, yoksa hücresel düzeyde bir tahribat mı yaratıyor?”
Dövme mürekkeplerindeki krom ve kadmiyum gibi ağır metallerin varlığı, bilim insanlarını büyük çaplı geçmişe dönük (retrospective) kohort çalışmaları yapmaya itti. Clemmensen ve ekibi, Danimarkalı ikizler üzerinde yaptıkları devasa bir çalışmada, avuç içinden daha büyük dövmelere sahip bireylerde cilt kanseri ve lenfoma riskinin arttığını tespit etti. Ancak, Helsinki Üniversitesi’nden dermatolog Nicolas Kluger gibi isimler, melanom ve melanom dışı cilt kanserlerinin aynı potada eritilmesi ve güneşe maruziyet faktörünün göz ardı edilmesi sebebiyle bu bulgulara şüpheyle yaklaştı.
Tartışmaların seyrini değiştiren ise Lund Üniversitesi’nden epidemiyolog Christel Nielsen’in bulguları oldu. Nielsen, İsveç popülasyonu üzerinde yaptığı araştırmada, dövmeli bireylerin lenfoma (malignant lymphoma) geliştirme riskinin yüzde 20 daha yüksek olduğunu saptadı. Daha da ilginci, Nielsen’in çalışmasında dövmenin boyutunun riski etkilememesiydi. Bu durum, IARC’den Milena Foerster’i şaşırtırken, Nielsen’i yeni bir hipoteze yöneltti: Mürekkep hacminden bağımsız olarak, dövme işlemi vücutta düşük dereceli ve uzun süreli kronik bir inflamasyon (chronic inflammation) başlatıyor olabilirdi.
İsviçre Biyotıp Araştırma Enstitüsü’nden (IRB) immünolog Santiago González, bu kronik inflamasyon hipotezini laboratuvar ortamında, fare modelleri (animal models) üzerinde tesadüfen kanıtladı. Farelerini tanımlamak için kulak küpesi yerine dövme kullanmaya başlayan González, dövmeli farelerin lenf düğümlerinin olağanüstü derecede şiştiğini fark etti.
IARC bünyesinde yürütülen ve yaşam tarzı faktörlerini de hesaba katan devasa ileriye dönük (prospective) CRABAT araştırmasının sonuçları beklenirken, bilim insanlarının kamuoyuna acil bir uyarısı var. Şüpheli kanser riski nedeniyle dövmelerinden kurtulmak isteyenlerin başvurduğu lazerle dövme silme işlemi, aslında yapılabilecek en tehlikeli hamle. Toksikolojik testler, lazer ışınlarının pigmentleri parçalayarak o-toluidine ve 3,3′-dichlorobenzidine gibi doğrudan DNA hasarına yol açan kesin kanserojen maddelere dönüştürdüğünü kanıtlıyor. Uzmanlar, lazerle silmek yerine, dövmeli cildin UV ışınlarından yoğun güneş kremi ile korunması gerektiğini vurguluyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work