Bilimsel Literatürün Unutulan Kadınları: ‘Matilda Projesi’ Tarihi Yeniden Yazıyor

31 Mart 2026
3 dk dk okuma süresi
Bilimsel Literatürün Unutulan Kadınları: ‘Matilda Projesi’ Tarihi Yeniden Yazıyor

Bilim Tarihinin Gölgeli Yüzü: Rosalind Franklin’den Kalan Miras

Pek çoğumuz lise biyoloji derslerinde DNA’nın çift sarmallı yapısının keşfini heyecanla okumuşuzdur. Temel bilimler kitapları genellikle James Watson, Francis Crick ve Maurice Wilkins isimlerini akademik birer kahraman olarak altın harflerle yazar. Ancak bu devasa keşfin ardındaki en kritik veriyi sağlayan, meşhur ‘Fotoğraf 51’in sahibi olan bilim insanının adı, on yıllar boyunca sayfalarda yer almadı: Rosalind Franklin.

İşte bu sistemik yok sayılma, bugün küresel ölçekte ses getiren bir girişimin temelini oluşturdu. Kanada’daki Guelph Üniversitesi’nde Biyomedikal Bilimler eğitimi alan Shehroze Saharan’ın lise yıllarında yaşadığı bir aydınlanma anı, dijital beşeri bilimler (digital humanities) ile birleşerek Matilda Projesi (The Matilda Project) adını aldı.

“Biyoloji öğretmenimiz ders kitabındaki DNA hikayesini anlattıktan sonra ekledi: ‘Bu hikayenin yapı taşı olan ancak adını ders kitabında göremeyeceğiniz biri daha var. Çalışmaları izinsiz kullanılan ve hak ettiği krediyi asla alamayan Rosalind Franklin…’ Bu adaletsizlik zihnimde derin bir iz bıraktı.”

Tasarımcı kardeşi Shehryar Saharan ile güçlerini birleştiren Shehroze, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarında çalışmaları görmezden gelinen kadınları sanat ve hikayecilik aracılığıyla onurlandırmak için çevrimiçi bir eğitim platformu kurdu.

Matilda Etkisi: Sistemik Bir Yok Sayılma Fenomeni

Projenin ismini aldığı Matilda Etkisi (The Matilda Effect), aslında kökleri 19. yüzyıla dayanan sosyolojik bir kavrama dayanıyor. 1883 yılında kölelik karşıtı ve kadın hakları savunucusu Matilda Joslyn Gage, “Bir Mucit Olarak Kadın” başlıklı makalesinde, toplumun kadınların bilimsel ve teknolojik ilerlemelere yaptığı katkıları nasıl kasıtlı olarak görmezden geldiğini detaylandırmıştı.

Bundan yaklaşık bir asır sonra, 1993 yılında, Cornell Üniversitesi’nden bilim tarihçisi Margaret Rossiter, bilimsel makalelerde ve ödüllerde kadınların başarılarının sürekli olarak erkek meslektaşlarına atfedilmesi durumunu, Gage’in anısına “Matilda Etkisi” olarak literatüre kazandırdı. Saharan kardeşlerin üniversitenin bitirme projesi olarak başlattığı bu girişim, Ontario hükümeti ve eCampus Ontario gibi saygın kurumlardan aldığı fonlarla bugün geniş çaplı bir akademik arşive dönüşmüş durumda.

Acı Verici Bir Gerçek: 190’dan Fazla Unutulmuş Deha

Araştırma ekibi, projeye dahil edilecek isimleri belirlerken katı ama bir o kadar da sarsıcı kriterler uyguluyor:

  • Bu araştırmacı Matilda Etkisine maruz kaldı mı?
  • Çalışmalarının kredisi başkalarına (özellikle erkek meslektaşlarına) verildi mi?
  • Bilimsel ekosisteme kattığı devrimsel nitelikteki bulgular nelerdi ve neden literatürden silindi?

Shehroze Saharan, şu ana kadar 190’dan fazla kadın bilim insanının listelendiğini belirtiyor. Ancak bu başarının ardında acı bir gerçek yatıyor: “Sadece üç yıl içinde, hakları gasp edilmiş 190 farklı bilim kadınına bu kadar kolay ulaşabilmek gerçekten cesaret kırıcı bir durum.”

Proje sadece Rosalind Franklin gibi popüler figürleri değil, kimya alanında ABD’de doktora yapan ilk Afrika kökenli Amerikalı kadın olan biyokimyacı Marie Maynard Daly ve İndus Nehri yunuslarını izleyen ilk araştırmacı olan Uzma Khan gibi niş alanlarda devrim yaratmış isimleri de özel illüstrasyonlar ve derinlemesine makalelerle kamuoyuna sunuyor.

Geçmişin Değil, Bugünün Sorunu: Modern Laboratuvarlarda Matilda Etkisi

Matilda Projesi’nin en çok vurguladığı noktalardan biri, bu problemin sadece tozlu tarih sayfalarında kalmadığı gerçeği. Bilim dünyasındaki cinsiyet önyargısı (gender bias), bugün makalelerin hakem değerlendirme (peer-review) süreçlerinde geçirdiği sürelerden, laboratuvar baş araştırmacısı (PI – Principal Investigator) pozisyonlarına atanma oranlarına kadar kendini hissettirmeye devam ediyor.

“Bu projeyi anlattığımda, özellikle güç sahibi pozisyonlardaki erkeklerden sıkça şu tepkiyi alıyorum: ‘Çok ilginç bir proje ama bunu neden yapıyorsunuz? Artık böyle şeyler olmuyor.’ Bu inanılmaz bir yanılgı.”

Ekip, bu yanılgıyı kırmak adına sadece tarihsel figürleri değil, günümüzde modern laboratuvarlarda benzer haksızlıklara uğrayan aktif araştırmacıları da platformlarına taşıyor. Akademik camiadan akademisyenleri, lisans öğrencilerini ve sanatçıları bu biyografileri yazmaya ve resmetmeye davet ederek, bilimin görünmez kahramanlarını gün ışığına çıkarıyorlar.

Editör Yorumu!

Türkiye laboratuvar ve akademi ekosistemi, Batı ülkelerine kıyasla STEM alanlarında kadın temsiliyetinde (yaklaşık %40-45 bandında) tarihsel olarak güçlü bir konuma sahip olsa da, 'Matilda Etkisi' ülkemiz için de yabancı bir kavram değil. Özellikle TÜBİTAK projelerinde yürütücü olma oranları, üniversite rektörlükleri veya dev araştırma merkezlerinin direktörlükleri gibi karar verici mekanizmalara bakıldığında makasın erkekler lehine ciddi şekilde açıldığını görüyoruz. Türkiye'nin ilk kadın kimyageri Remziye Hisar veya NASA'da çalışmış ilk Türk bilim kadını Dilhan Eryurt gibi isimler son yıllarda popülerleşse de, hala tezleri hocaları tarafından sahiplenilen veya laboratuvarın yükünü çekmesine rağmen makalelerde adı arka sıralara atılan sayısız kadın araştırmacımız var. Türkiye laboratuvar sektörü ve akademi kurumlarının (YÖK, TÜBA), akademik teşvik ve atama kriterlerinde bu gizli sansürü engelleyecek daha şeffaf metrikler geliştirmesi elzemdir. Matilda Projesi, ülkemizdeki bilim dernekleri için de ilham verici bir yerel model olabilir.

Bilimsel makalelerde, laboratuvar keşiflerinde ve prestijli ödüllerde kadın araştırmacıların başarılarının, kasıtlı veya sistemik bir şekilde erkek meslektaşlarına atfedilmesi durumudur. İsmine 1883'te bu sorunu dile getiren Matilda Joslyn Gage'den alan kavram, 1993 yılında tarihçi Margaret Rossiter tarafından literatüre kazandırılmıştır.

Matilda Projesi, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanlarında devrimsel bulgulara imza atmasına rağmen literatürde adı silinen kadın bilim insanlarını sanat ve dijital hikayecilikle onurlandıran çevrimiçi bir platformdur. Proje kapsamında Rosalind Franklin, Marie Maynard Daly ve Uzma Khan gibi 190'dan fazla ismin biyografisi özel illüstrasyonlarla kamuoyuna sunulmaktadır.

Türkiye'de STEM alanında kadın temsiliyeti %40-45 gibi yüksek bir oranda olmasına karşın, TÜBİTAK proje yürütücülükleri, üniversite rektörlükleri veya araştırma merkezleri direktörlükleri gibi karar verici lider pozisyonlarında makas erkekler lehine açılmaktadır. Ayrıca, aktif laboratuvar çalışmalarının yükünü çeken kadın araştırmacıların makale yazarlık sıralamalarında arka sıralara atılması gibi durumlarda da bu etkinin izleri görülmektedir.

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

LabHaber

Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.