
Giyilebilir teknolojiler, ofiste bildirimleri kontrol etmek veya spor salonunda antrenmanları takip etmek gibi günlük alışkanlıklarımızın ötesine geçerek tıp dünyasının en güçlü veri toplama araçlarından biri haline geldi. Yapılan güncel araştırmalar, toplumun neredeyse yarısının bu cihazlara sahip olduğunu ve kendi sağlık verilerine her an ulaşabildiğini gösteriyor. Bu devasa veri potansiyeli, araştırmacıların ve onkoloji uzmanlarının kanser hastalarının sağlık durumunu anlık ve kesintisiz olarak izlemek için giyilebilir teknolojilere yönelmesine neden oldu.
Pittsburgh Üniversitesi’nde klinik sağlık psikoloğu olan ve kanser tedavisi sırasında fiziksel ve psikolojik semptomların yönetimi üzerine çalışan Carissa Low, bu teknolojilerin sunduğu fırsatı şu sözlerle özetliyor:
“Kullanıcılar bu cihazları genellikle 7/24 takma eğiliminde olduğundan, hastaların klinik ortamımızda karşımızda olmadıkları yaşamlarının yüzde 99’una dair eşsiz bir içgörü elde edebiliyoruz.”
Klinik ziyaretler arasındaki fizyolojik değişimlerin ve davranışsal kalıpların yakalanması, onkolojide devrim niteliğinde. Kanser araştırmaları alanında dünyanın en saygın platformlarından birinde bir araya gelen uzmanlar, bu kesintisiz verilerin yapay zeka (Artificial Intelligence – AI) tabanlı araçlarla nasıl entegre edilebileceğini ve klinik kararları nasıl dönüştüreceğini masaya yatırdı.
Giyilebilir cihazlar, kullanıcının ortalama kalp atış hızı, oksijen satürasyonu (oxygen saturation) ve cilt sıcaklığının yanı sıra uyku alışkanlıkları ve fiziksel aktivitesi gibi davranışsal verileri de toplamak için entegre sensörler kullanır. Bulut tabanlı sunucularla senkronize edilen bu veriler, hastanın coğrafi konumundan bağımsız olarak eşzamanlı bir şekilde incelenebilir.
Özellikle teknolojiye mesafeli olabileceği düşünülen yaşlı hastaların sürece adaptasyonunu incelemek amacıyla Low ve ekibi, kemoterapi gören 162 hastaya akıllı bileklikler dağıttı. 90 günlük çalışmanın sonucunda hastaların yüzde 70’inin cihazı günde en az sekiz saat taktığı gözlemlendi. Bu verilerin klinik değeri daha sonra cerrahi operasyon geçiren farklı bir kanser hastası grubunda test edildi. Elde edilen bulgular oldukça çarpıcıydı:
Uzaktan izleme teknolojilerine duyulan tüm bu coşkuya rağmen, klinik uygulamalardaki adaptasyon hızı oldukça yavaş. Veriler, ticari sigortalı kanser hastalarının yalnızca yüzde birinden daha azının uzaktan izleme sistemlerine dahil edildiğini gösteriyor. Ayrıca, sadece semptomların elektronik olarak doktora iletilmesinin, sağ kalım oranlarında mucizevi bir artış sağlamadığı da biliniyor; ancak hastaların yaşam kalitesini artırdığı ve acil servis ziyaretlerini azalttığı kesin.
Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden medikal onkolog Jorge Nieva, uzaktan hasta takibinin kesinlikle işe yaradığını belirterek yapay zekanın buradaki tamamlayıcı rolüne dikkat çekiyor. Nieva’ya göre, hastadan elde edilen bu verilerin (Patient-Generated Health Data) tek başına bir anlam ifade etmesi zor. Ancak bu verilerin üzerine yapay zeka tabanlı analitik araçlar eklendiğinde sonuçlar devasa boyutlarda değişiyor.
Örneğin, kilo kaybı üzerine yapılan bir araştırmada sadece standart telefon uygulaması kullananlar sınırlı bir kilo verirken, yapay zeka destekli özelleştirilmiş koçluk kullanan hastalar vücut ağırlıklarının yüzde beşine kadarını kaybetti. Yapay zeka destekli performans analizi, hastanın muayene odasındaki sandalyeden masaya geçerken sergilediği hareketleri bile analiz ederek klinik karar destek mekanizmalarına fiziksel performans skorları sunabiliyor.
Scripps Research bünyesinde dijital tıp ve yapay zeka üzerine çalışmalar yürüten Giorgio Quer, giyilebilir cihazlardan elde edilen verilerin onkolojinin çok daha ötesinde kullanılabileceğini savunuyor. Quer’in kendi nabız verileri üzerinde yaptığı analizler; kıtalararası seyahatlerin, mevsimsel enfeksiyonların ve stres faktörlerinin kalp atış hızında ciddi dalgalanmalara yol açtığını gösteriyor.
Giyilebilir teknolojilerin çok yönlülüğü şu alanlarda da kanıtlanmış durumda:
Sonuç olarak, medikal teknoloji her geçen gün olağanüstü bir hızla gelişiyor. Sadece birkaç yıl önce, doğrudan laboratuvar ölçümü yapılmadan, yapay zekanın eşzamanlı giyilebilir verileri kullanarak denetimsiz öğrenme yoluyla (unsupervised learning) risk haritaları çıkarabileceğini düşünmek zor görünüyordu. Ancak bu inovasyonlar, bugün onkoloji ve ötesindeki tıp alanlarının yeni standardı olma yolunda hızla ilerliyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work