
Aralık 2020’de, tüm dünya COVID-19 pandemisinin karanlık günlerinden geçerken, mRNA aşıları sahneye çıkarak küresel sağlığın kaderini değiştirdi. Bugüne kadar milyonlarca insanın en az bir doz mRNA aşısı olduğu biliniyor ve araştırmacılar sadece ABD’de bu teknolojinin iki milyondan fazla ölümü engellediğini tahmin ediyor. Ancak kamuoyu mRNA teknolojisiyle yeni tanışmış olsa da, bu devrim niteliğindeki platform laboratuvarlarda onlarca yıllık bir emeğin sonucuydu. Nükleik asit aşılarının tarihi, birçok araştırma grubunun RNA ve DNA’nın immünostimülatör etkilerini keşfetmeye başladığı 1980’lerin sonu ve 1990’ların başına kadar uzanıyor.
Ne var ki, biyoteknoloji dünyası son dönemde ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı’nın (HHS) ve FDA’nın aldığı radikal kararlarla sarsılıyor. HHS’nin, Gelişmiş Biyomedikal Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) kapsamındaki mRNA aşı araştırmalarına ayrılan 500 milyon dolarlık fonu iptal etmesi, sektörde adeta bir deprem etkisi yarattı. Moderna’nın Marburg virüsü aşısı gibi kritik çalışmalar rafa kaldırılırken, Arcturus Therapeutics gibi şirketlerin ileri aşama influenza (grip) aşılarına zar zor onay koptu. Üstelik FDA’nın mRNA tabanlı bir grip aşısının başvurusunu kontrol gruplarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle başlangıçta reddetmesi, sistemdeki çatırdamaları daha da görünür kıldı.
Washington Üniversitesi’nden immünolog Deborah Fuller, 1990’larda Agracetus (bugünkü adıyla PowderJect Vaccines Inc) firmasında bitkilerde genetik mühendisliği üzerine çalışırken rotasını aşı araştırmalarına çeviren ilk isimlerden biriydi. Fuller ve ekibi, DNA aşılarının doğrudan hücrelere iletildiğinde, hedeflenen HIV antijenine özgü T hücreleri ürettiğini kanıtladı. İlk hayvan denemeleri büyük bir heyecan yaratsa da, DNA aşılarının insan üzerindeki ilk klinik denemeleri hüsranla sonuçlandı.
Birçok araştırmacı bu alandan uzaklaşırken Fuller pes etmedi ve çalışmalarını RNA aşılarına doğru genişletti. COVID-19 ile birlikte bilim dünyasının mRNA’nın potansiyelini fark etmesi, bu teknolojinin nihayet ana akım bilime entegre olmasını sağladı. Ancak bugünkü fon kesintileri, bu uzun ve meşakkatli yolculuğun geleceği üzerinde kara bulutlar dolaştırıyor.
Moderna’nın Baş Bilim Sorumlusu Andrea Carfi’nin de vurguladığı gibi, mRNA teknolojisi hız ve esneklik açısından rakipsiz bir platform sunuyor. Sektör dinamiklerini değiştiren temel avantajlar şunlardır:
HHS’nin mRNA fonlarını iptal etmeden önce, COVID-19 aşılarını güncellemek için ayrılan bütçeyi eski teknoloji inaktif virüs suşları kullanan evrensel bir grip aşısına kaydırması, bilim camiasında şaşkınlık yarattı. Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’ndan sağlık güvenliği uzmanı Gigi Gronvall, bu durumu şöyle özetliyor:
Eski teknolojilerden uzaklaşıp mRNA’ya yönelmemizin bir nedeni vardı. Bu teknolojiden geri adım atmak, ABD halk sağlığı için büyük bir gerilemedir. Yöneticiler halkın güvenini inşa etmek yerine politik nedenlerle hareket ederek gelecekteki pandemilere karşı bizi tamamen savunmasız bırakıyor.
Alman Enfeksiyon Araştırmaları Merkezi’nden (DZIF) virolog Ulrike Protzer ise meselenin uluslararası boyutuna dikkat çekiyor. ABD pazarının mRNA’ya kapanması ihtimali ilaç yatırımcılarında bir miktar şüphe yaratsa da, teknolojinin sunduğu benzersiz imkanlar yatırımların Avrupa’ya ve diğer alternatif pazarlara kaymasına neden olabilir.
Yaşanan tüm bütçe kısıntılarına ve politik engellemelere rağmen, mRNA devriminin durdurulması pek olası görünmüyor. Arcturus Therapeutics gibi şirketler, mRNA’yı bir “pandemi müdahale aracından” çıkarıp nadir hastalıklar ve kanser gibi alanlarda kullanılacak bir “temel terapötik modaliteye” dönüştürmeye odaklanıyor. Protzer’in ekibi, mRNA’yı doğrudan vücutta antiviral immün yanıtlar oluşturmak üzere karaciğere sitokin ve antikor iletmek için kullanmayı araştırıyor.
Deborah Fuller’ın da belirttiği gibi, “Cin bir kere şişeden çıktı.” Eğer ABD bu yatırımları durdurursa, bir sonraki pandemiye veya kansere karşı geliştirilecek nihai aşı ABD laboratuvarlarından değil, dünyanın başka bir köşesindeki inovasyon merkezlerinden çıkacaktır. Bilim, kendi yolunu bulmaya ve ilerlemeye devam edecektir.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work