
Western blot analizlerinden immünohistokimyaya ve klinik diyagnostiğe kadar birçok alanda, antikorlar modern bilimin omurgasını oluşturuyor. Bu Y şeklindeki proteinler, disiplinler arası çalışan araştırma grupları için hayati bir öneme sahip. Ancak bu ürünlerin başrol oynadığı deneyler kadar, ürünlerin kendi maliyetleri de oldukça yüksek. Bu durum, bilim insanlarının doğru antikoru seçme sürecini çok daha kritik bir hale getiriyor. Araştırmacılar, doğru ürünü satın aldıklarından emin olmak ve hangi sonuçları beklemeleri gerektiğine dair bir referans oluşturmak için tedarikçi şirketler tarafından sağlanan doğrulama (validasyon) verilerine güvenmek zorundalar.
Ne var ki, ilaç şirketi OXB’de görevli analitik bilimci Sholto David’in, sektör devi Thermo Fisher Scientific’in bir antikor için sunduğu doğrulama verilerinde şüpheli bir western blot görseli tespit etmesi, küresel çapta bir skandalın fitilini ateşledi. Başlangıçta bunun münferit bir hata olduğunu düşünen David, görseli meslektaşlarıyla sosyal medyada paylaştığında, sorunun buzdağının sadece görünen kısmı olduğu anlaşıldı.
Paylaşımın ardından başka araştırmacıların da benzer hatalar bildirmesi üzerine, Northwestern Üniversitesi’nden bilimsel dezenformasyon araştırmacısı Reese Richardson konuyu derinlemesine incelemeye karar verdi. Richardson süreci şu sözlerle özetliyor:
“Sadece ‘Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ diye düşündüm. Bir saatimi ayırıp baktığımda 10 kusurlu görsel daha buldum. Dosya adlarını takip ettikçe adeta zengin bir maden damarına denk gelmiş gibiydim; baktıkça daha fazla manipülasyon ortaya çıkıyordu.”
Richardson bu bulguları bir blog yazısı ve sosyal medya üzerinden paylaştığında, bilim camiasından gelen tepki çığ gibi büyüdü. Farklı antikorlara ait görsellerde arka plan desenlerinin birebir kopyalandığını gösteren animasyonlu GIF’ler, araştırmacıların öfkesini ve hayal kırıklığını gözler önüne serdi. Lunenfeld-Tanenbaum Araştırma Enstitüsü’nden hücre ve moleküler biyolog Jim Woodgett, bu durumu tek kelimeyle “çarpıcı” olarak nitelendirdi.
Richardson ve David, araştırmacıları uyarmak ve şüpheli görselleri toplamak amacıyla açık bir veri havuzu oluşturdu. Kısa sürede bu katalogda, çoğu Thermo Fisher Scientific’e ait olmak üzere manipülasyon kanıtı içeren 462 doğrulama görseli birikti. Tespit edilen oynamalar arasında bantların kopyalanıp yeniden konumlandırılması, farklı arka planların kesilip yapıştırılması ve hatta kusurlu bölgelerin dijital araçlarla boyanarak gizlenmesi yer alıyor.
Bu durumun basit bir sıkıştırma hatası veya doğal bir artefakt olamayacağını vurgulayan Richardson, tepkisini şu şekilde dile getirdi:
“Görselin üzerindeki dijital boyamayı gördüğüm an, aklımı kaçırmamak için kendimi zor tuttum. Bir western blot işleminde doğal yollarla böyle bir izin oluşmasına imkan yok. Bu durum kelimenin tam anlamıyla çıldırtıcı.”
Bilim dünyasındaki en büyük endişe kaynağı, bu manipüle edilmiş görsellerin, araştırmacıların ürünlerin özgüllüğünü (spesifikliğini) belirlemek ve satın alma kararlarını vermek için kullandıkları ana referanslar olması. Moffitt Kanser Merkezi’nden Marcelo Bonini, şirketin elde ettiği gerçek sonuçlarla sunulan görsellerin uyuşmamasının ciddi bir alarm durumu yarattığını belirtiyor.
Gözler tedarikçi firmalara çevrildiğinde ise yanıtlar yetersiz kaldı. Listede adı geçen diğer büyük tedarikçi Abcam, süreçleri ve kalite standartlarını gözden geçirdiklerini belirten standart bir kurumsal açıklama yaparken, Thermo Fisher Scientific iddialar karşısında sessizliğini korudu. Ancak şirketin web sitesindeki Sıkça Sorulan Sorular (SSS) bölümüne, katalogdaki bazı görsellerin “sunum amacıyla düzenlenmiş, optimize edilmiş veya ayarlanmış olabileceğine” dair bir not eklendiği fark edildi.
Michigan Üniversitesi’nden nörobilimci Paul Jenkins, bu durumu bir skandalın üzerini örtme çabası olarak değerlendirerek şunları söyledi:
Bu olay, buzdağının sadece görünen kısmı olabilir. Uzun yıllardır araştırmacılar, güvenilir olmayan antikorlar nedeniyle sorunlar yaşıyor. 2023 yılında yapılan kapsamlı bir çalışmada, analiz edilen 614 antikorun yüzde 50’sinin temel özgüllük testlerinden en az birinde başarısız olduğu ortaya konmuştu. Ancak bu kez sorun sadece ürünün kalitesizliği değil, doğrudan tüketiciyi yanıltmaya yönelik bir veri sahteciliği şüphesi.
Bilim insanları, antikor üretiminin zorluklarını ve knockout modelleri (hedef proteinin yok edildiği altın standart modeller) gibi pahalı doğrulama yöntemlerinin maliyetini anlıyor. Ancak, hatalı bir ürün yüzünden kaybedilen sadece reaktifin parası değil; aylar süren emek, laboratuvar sarf malzemeleri ve vergi mükelleflerinin milyonlarca dolarlık fonları. Üstelik bazı şirketler, antikorun hatalı olduğunu kanıtlaması için araştırmacıdan ekstra deneyler yapmasını talep ederek laboratuvar maliyetlerini daha da artırıyor.
Güven krizini aşmak için bilim dünyasının tedarikçilerden net talepleri var:
Bu skandal, araştırmacıların tedarikçilere olan körü körüne güvenini kalıcı olarak zedeledi. Artık laboratuvarlar, harici tedarikçilerin kalite kontrol eksikliklerini kapatmak için kendi iç kontrollerini artırmak ve kısıtlı bütçelerinin bir kısmını bu doğrulama testlerine ayırmak zorunda kalacak.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work