Bilim Dünyasında Deprem: COVID-19 Aşılarını Ölümlerle İlişkilendiren Makale Geri Çekildi

16 Ağustos 2026
3 dk dk okuma süresi
Bilim Dünyasında Deprem: COVID-19 Aşılarını Ölümlerle İlişkilendiren Makale Geri Çekildi

Tıp ve bilim dünyasının prestijli yayın organlarından BMJ Public Health, pandemi sürecinde COVID-19 aşılarını ölümlerle ilişkilendiren ve aşı karşıtı argümanlara zemin hazırlayan tartışmalı bir makaleyi resmi olarak geri çektiğini (retraction) duyurdu. Bu radikal karar, makaledeki veri setlerinin kaynağı olan araştırmacılardan birinin metodolojik hataları ve olası intihal vakalarını işaret etmesinden tam iki yılı aşkın bir süre sonra geldi.

Medya Etkisi ve İlk Şüpheler

6 Mayıs 2024 tarihinde yayımlanan söz konusu araştırma, “Our World in Data” veri tabanını ve Dünya Ölüm Veri Setini (World Mortality Dataset) kullanarak pandeminin zirve yaptığı dönemdeki COVID-19 kaynaklı ölümleri incelemişti. Makalenin yayımlanmasıyla birlikte uluslararası medya kuruluşları harekete geçmiş; The Telegraph makaleyi “Aşılar aşırı ölümlerdeki artışı tetiklemiş olabilir” manşetiyle sunarken, New York Post aşılamanın ardından bildirilen “ciddi yaralanmalar ve ölümler” iddialarına geniş yer ayırmıştı.

Ancak bilim camiasının tepkisi gecikmedi. Yayınlanmasından yaklaşık bir ay sonra makaleye eklenen “endişe beyanı” (expression of concern), çalışmanın böyle bir nedensellik bağı kurmadığını vurgulayarak iddiaları yumuşatmaya çalıştı. Aynı dönemde, makalenin dört yazarından üçünün görev yaptığı Hollanda merkezli Princess Máxima Center tarafından kurumsal bir soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

Soruşturma Raporu: İhmalkarlık ve Dikkatsizlik

Makaleyi inceleyen bağımsız eleştirmenler, metnin aşılar konusunda eksik alıntılarla dolu olduğunu ve “uygunsuz imalar barındırdığını” belirtti. Princess Máxima Center’ın yürüttüğü ve Ocak 2025’te tamamlanan kurumsal soruşturma raporu, bilimsel titizlik açısından ciddi zafiyetleri ortaya koydu. Soruşturma komitesi şu temel bulgulara ulaştı:

  • Yazarların eylemleri doğrudan bir “bilimsel suistimal” (misconduct) teşkil etmese de, süreçte açık bir dikkatsizlik, bilgisizlik ve ihmalkarlık sergilenmiştir.
  • Makale, koronavirüs tedbirleri ve aşılamanın aşırı ölümlere yol açmış olabileceği ihtimaline orantısız bir şekilde odaklanırken, alternatif bilimsel açıklamaları büyük ölçüde göz ardı etmiştir.
  • Yazarlar, yalnızca kendi argümanlarını destekleyen literatürü tek taraflı ve yanıltıcı bir biçimde alıntılamıştır.

Veri Hırsızlığı ve İntihal Suçlamaları

Sürecin en çarpıcı detaylarından biri, Kudüs İbrani Üniversitesi’nden ekonomist ve Dünya Ölüm Veri Setinin ortak yaratıcısı Ariel Karlinsky’nin iddiaları oldu. Karlinsky, verilerinin yanlış kullanıldığını ve makalesinden bütün metin bloklarının ile matematiksel gösterimlerin kopyalandığını belirterek dergiden defalarca geri çekme talebinde bulundu.

“Kendi makalemdeki ‘esneklik ve basitlik arasındaki uzlaşma’ ifadesinin, bu makalede ‘esneklik ve iffet arasında bir takas’ gibi anlamsız bir şekle nasıl dönüştürüldüğünü açıklamanın başka bir yolu yok. Bu tür ‘işkence görmüş ifadeler’ (tortured phrases) akademik intihalin en belirgin göstergeleridir.”

Senato Duruşması ve Sansür İddiaları

Soruşturmaların odağındaki baş yazar Saskia Mostert, 2024 yılında kurumundan istifa etti. Mostert, ABD Senatosu İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komitesi alt komitesinde verdiği ifadede, makalelerinin hükümetler ve medya tarafından uygulanan korku taktikleriyle hedef alındığını iddia etti. Akademik özgürlüğünün ihlal edildiğini ve sansüre uğradığını savunan Mostert, şu ifadeleri kullandı:

“Aşırı ölümlerin nedenleri konusunda kesinlik iddia etmedik. Sadece pandemiden önce var olmayan üç önemli olaya dikkat çekmek istedik: COVID enfeksiyonu, karantina önlemleri ve COVID aşıları. Kurumsal tepkiler, istenmeyen bilimsel soruları gündeme getirenleri itibarsızlaştırmak ve susturmak için bir taktik olarak kullanılıyor.”

Sektörel İletişim ve Süreç Yönetiminde Zafiyet

Karlinsky, BMJ Group’un kriz yönetimini sert bir dille eleştirerek derginin temel sorunlara değinmekten kaçındığını ve süreci gereksiz yere uzattığını vurguladı. Derginin nihai kararı vermek için Mostert’ten yanıt beklediğini açıklaması üzerine Karlinsky, “Bu, bir cinayet şüphelisinin karakola gelmeyi reddettiği için yanına kar kalmasına izin vermek gibidir.” yorumunu yaptı.

Web of Science verilerine göre 21 kez atıf alan ve etkileşim puanlarıyla en üst %5’lik dilime giren bu çalışma, artık bilim tarihinin karanlık sayfalarında, 700’e yakın geri çekilmiş COVID-19 makalesinin arasında yer alıyor. Bu vaka, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren konularda hakem değerlendirme (peer-review) süreçlerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Editör Yorumu!

Pandemi dönemi, bilimsel araştırmaların hızla yayınlanması ile doğruluğunun teyit edilmesi arasındaki hassas dengeyi tüm dünyaya acı bir şekilde öğretti. Bu olay, Türkiye'deki araştırma laboratuvarları ve akademi camiası için de kritik dersler barındırıyor. Başta TÜBİTAK ve Sağlık Bakanlığı destekli projeler olmak üzere, ulusal laboratuvarlarımızda üretilen verilerin (data sets) manipülasyondan uzak, şeffaf bir şekilde analiz edilmesi hayati önem taşıyor. Özellikle aşı karşıtlığı gibi halk sağlığını doğrudan tehdit eden konularda, bilimsel yayınların hakem değerlendirme süreçlerindeki en ufak bir zafiyet, medyanın da köpürtmesiyle telafisi güç toplumsal krizlere yol açabiliyor. Türk bilim insanlarının uluslararası veri tabanlarını kullanırken sergilemesi gereken etik duruş, sadece bireysel akademik prestij için değil, kurumsal güvenilirlik için de bir zorunluluktur. Türkiye'deki etik kurulların ve bağımsız araştırma enstitülerinin, popülist ve yönlendirilmiş bilimsel çıkarımlara karşı en büyük kalkanımız olduğunu bu çarpıcı vakayla bir kez daha anlıyoruz.

Makale, aşılama ile ölümler arasında kurduğu asılsız nedensellik bağı, alternatif bilimsel açıklamaları göz ardı etmesi ve literatürü tek taraflı alıntılamasının yanı sıra, 'Dünya Ölüm Veri Seti'ndeki verilerin izinsiz kullanımı ve açık intihal (plagiarism) kanıtları nedeniyle resmi olarak geri çekilmiştir.

Dünya Ölüm Veri Setinin ortak yaratıcısı olan ekonomist Ariel Karlinsky, kendi makalesinden bütün metin bloklarının ve matematiksel gösterimlerin kopyalandığını tespit etti. Akademik intihalin en belirgin göstergesi olan ve anlamsız çeviriler sonucu ortaya çıkan 'işkence görmüş ifadeler'in (tortured phrases) metinde yer alması bu durumu kanıtladı.

Bu olay, laboratuvarlarda üretilen verilerin (data sets) manipülasyondan uzak ve şeffaf bir şekilde işlenmesinin önemini vurgulamaktadır. TÜBİTAK ve Sağlık Bakanlığı destekli projelerde hakem değerlendirme süreçlerindeki en ufak bir zafiyetin telafisi güç toplumsal krizlere yol açabileceğini, bu nedenle kurumsal güvenilirliğin korunmasının hayati olduğunu göstermektedir.

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

LabHaber

Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.