Akademide Erken Yayın Baskısı: Hiç Yapılmayan Deneyler Nasıl Makale Oldu?

19 Ağustos 2026
4 dk dk okuma süresi
Akademide Erken Yayın Baskısı: Hiç Yapılmayan Deneyler Nasıl Makale Oldu?

Prestijli Dergiden Geri Çekilen Makale: Laboratuvar Deneyleri Sadece Bir “Kurgudan” İbaretmiş

Bilim dünyası, akademik yayın etiğini ve genç araştırmacılar üzerindeki orantısız baskıyı yeniden tartışmaya açan çarpıcı bir skandalla karşı karşıya. Princeton Üniversitesi öğrencisi Rishika Porandla’nın, prestijli bir mühendislik dergisinden kendi makalesini “önemli metodolojik hatalar” gerekçesiyle geri çekmesinin altından çok daha büyük bir kriz çıktı. Genç araştırmacı, makalede detaylandırılan laboratuvar deneylerini aslında hiçbir zaman gerçekleştirmediğini itiraf etti.

Altın Nanoparçacıklar ve PVC İllüzyonu

Porandla’nın lise yıllarında yaptığı çalışmalara dayanarak 2024 yılında Macromolecular Materials and Engineering adlı saygın hakemli dergide yayımlanan orijinal makalesi, polivinil klorür (PVC) plastiklerinin biyobozunurluğunu artırmaya yönelik devrimsel bir iddia taşıyordu. Makaleye göre, PVC’nin altın nanoparçacıklarla (gold nanoparticles) karıştırılıp bir elektron ışınıyla (electron beam) bombardımana tutulması, malzemenin doğada çözünmesini hızlandırıyordu.

Ancak gerçek laboratuvar ortamında böyle bir fiziksel işlem hiç yapılmamıştı. Porandla, gönderdiği bir e-postada durumu şu sözlerle açıklamaya çalıştı:

“Makalede açıklanan elektron ışını deneyi, yalnızca önerilen deneysel bir iş akışı ve buna bağlı teorik olarak hesaplanmış sonuçlardan ibaretti. Kamuoyunda oluşan kafa karışıklığı, bu durumun yayımlanan makalede net bir şekilde belirtilmediğini fark etmemi sağladı. Bu hatadan büyük pişmanlık duyuyorum.”

Başlangıçta makalenin geri çekilme nedeni olarak “elektron ışını maruziyet süresinin kalibrasyonu ve altın nanoparçacıkların dağılımı” ile ilgili kalibrasyon sorunları gösterilmişti. Ancak itirafın ardından, meselenin basit bir laboratuvar hatası değil, temel bir araştırma etiği ihlali olduğu anlaşıldı.

Sistematik Bir Sorun: Erken Yaşta “Yayın Yapma” Baskısı

Olayı salt bir öğrencinin hatası olarak görmek, buzdağının yalnızca görünen kısmına odaklanmak anlamına geliyor. Porandla, yaptığı açıklamada, bu durumun “öğrencilerin deneysel titizlik ve tekrarlanabilirlik standartlarını tam olarak anlamadan yayın dünyasına girmelerini içeren daha geniş bir soruna” dikkat çektiğini belirtti. Üstelik genç öğrenci, “çalışma yeterince doğrulanmadan önce hızlıca yayına geçilmesi konusunda danışmanlarından ciddi bir baskı gördüğünü” de sözlerine ekledi.

PubPeer platformunda bağımsız araştırmalar yapan ve akademik şüphelilik vakalarını inceleyen “Actinopolyspora biskrensis” takma adlı analist Kevin Patrick, asıl sorumluların odadaki yetişkinler olduğuna vurgu yapıyor:

“Beni asıl endişelendiren şey; ‘odadaki yetişkinlerin’ ve öğrenci araştırmalarını çevrelemesi gereken güvenlik mekanizmalarının, yani öğretmenlerin, danışmanların, hakemlerin ve editörlerin açık başarısızlığıdır. Üniversite kabullerini çevreleyen olağanüstü baskı, burada kesinlikle sorgulanması gereken teşvik edici unsurlar yaratmıştır.”

Endüstriye Dönüşen Bir “Özgeçmiş Şişirme” Ekosistemi

Araştırmalar derinleştikçe, Porandla’nın sadece kendi laboratuvar çalışmalarında değil, aynı zamanda yönettiği eğitim ve danışmanlık projelerinde de soru işaretleri barındırdığı ortaya çıktı. Lisedeyken NASA’da beş ayrı staj programına katılan ve “gelecek neslin umudu” olarak nitelendirilen öğrenci, kurduğu Counseling by Rishika adlı danışmanlık firması üzerinden öğrencilere beş haftalık paketler halinde 950 dolar karşılığında Ivy League (Sarmaşık Ligi) üniversitelerine hazırlık danışmanlığı veriyordu.

Daha da vahimi, bu danışmanlık ağı içerisinde yer alan mentörlerin ve öğrencilerin, şaibeli öğrenci dergilerinde, ön baskı (preprint) sunucularında ve geçmişte aldatıcı taktikleri nedeniyle ceza almış OMICS International gibi açık erişimli dergilerde geniş çaplı “yayınlar” yaptığı tespit edildi.

  • Makale Yazım Programları: Lise öğrencileri, açık kaynaklı verileri kullanarak yapay zeka entegreli kısa süreli araştırmalarla makale yazmaya teşvik ediliyor.
  • Akran Denetiminin Çöküşü: Tamamen öğrencilerin yönettiği The Physical Scientific Archives gibi platformlar, bilimsel hakemlik sürecini bir simülasyona dönüştürüyor.
  • Paravan Araştırmalar: Gerçek laboratuvar altyapısı (wet-lab) gerektiren çalışmalar, hiçbir fiziksel deney yapılmadan sadece teorik modellemelerle “yapılmış gibi” gösteriliyor.

Bilim Kendi Hatalarını Düzeltebilir mi?

Tüm bu tartışmaların ortasında, Porandla’nın Princeton’daki profesörü Andrea DiGiorgio, bilimsel düzeltme mekanizmasına olan inancını koruyor. DiGiorgio, genç öğrencinin makaleyi kendi isteğiyle geri çekmesini savunarak, “Bilimin ve akademinin güzelliği, kendi kendini düzeltebilmesidir. Kendi kendini düzeltme (self-correction) etrafındaki olumsuz söylemler sadece bu süreci engeller ve bu zor kararla yüzleşen gelecekteki araştırmacılara korku salar,” ifadelerini kullandı.

Ancak laboratuvar profesyonelleri ve akademik etik kurulları için asıl soru şu: Bir deneyin sonuçlarının yanlış hesaplanması ile bir deneyin hiç yapılmamış olması arasında ne kadarlık bir etik fark vardır? Bilim dünyası, “Yayınla ya da Yok Ol” (Publish or Perish) kültürünün artık lise sıralarına kadar inmiş olmasının yıkıcı sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda.

Editör Yorumu!

Bu çarpıcı vaka, Türkiye'deki akademik ekosistem ve laboratuvar sektörü için çok ciddi dersler barındırıyor. Son yıllarda ülkemizde de lise seviyesindeki öğrencilerin yurt dışındaki prestijli üniversitelere (özellikle Ivy League) kabul alabilmek veya TÜBİTAK, TEKNOFEST gibi büyük ölçekli projelere katılabilmek adına inanılmaz bir "proje üretme" baskısı altında olduğunu gözlemliyoruz. Ailelerin ve bazı özel eğitim danışmanlık firmalarının, çocukların CV'lerini doldurmak için laboratuvar altyapısı ve bilimsel metodoloji olmadan "kağıt üzerinde" projeler hazırlattığı sektörde bilinen bir sırdır. Gerçek bir laboratuvar deneyimi yaşamamış, validasyon ve kalibrasyon süreçlerinin ne anlama geldiğini bilmeyen gençlerin, sadece açık kaynaklı verileri kopyala-yapıştır yaparak makale üretmesi bilimin özüne aykırıdır. Türkiye'deki üniversitelerin Ar-Ge laboratuvarları, enstitüler ve araştırma merkezleri, lise stajyerlerine kapılarını açarken onların sadece "isim yapmak" için mi yoksa gerçekten bilimsel merakla mı geldiklerini iyi filtrelemelidir. Proje danışmanı öğretmenlerimizin ve akademisyenlerimizin, öğrencilere "sonuç odaklı" değil "süreç odaklı" bilimsel etiği öğretmesi, Türkiye'nin gelecekteki bilimsel prestiji için hayati önem taşımaktadır.

Princeton Üniversitesi öğrencisi, polivinil klorür (PVC) plastiklerinin biyobozunurluğunu hızlandırmak için altın nanoparçacıklar ve elektron ışını bombardımanı kullanıldığına dair yayımladığı makalesindeki laboratuvar deneylerini fiziksel olarak hiçbir zaman gerçekleştirmediğini itiraf etmiştir. Deneylerin sadece teorik bir iş akışından ibaret olması makalenin geri çekilmesine neden olmuştur.

Olay; öğretmenler, danışmanlar, hakemler ve editörlerin dahil olduğu güvenlik mekanizmalarının ve 'akran denetimi' (peer-review) sürecinin nasıl çökebileceğini göstermiştir. Fiziksel bir doğrulama (validasyon) ve gerçek bir metodolojik kalibrasyon olmadan teorik verilerin hakemli bir dergide yayımlanabilmesi, sistemdeki büyük bir zafiyeti işaret etmektedir.

Özellikle üniversite kabulleri veya büyük ölçekli proje yarışmaları için lise öğrencilerinin üzerinde oluşturulan 'hızlı proje ve makale üretme' baskısına karşı dikkatli olunmalıdır. Kurumlar, stajyer alımlarında bilimsel merakı ön planda tutmalı ve gençlere sonuç odaklı yaklaşımlar yerine, laboratuvar altyapısına dayalı, süreç odaklı gerçek bilimsel etik ve metodoloji eğitimleri vermelidir.

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

LabHaber

Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.