Sinir Devrelerinden Davranışa Yolculuk: 2025 Eppendorf & Science Nörobiyoloji Ödülü Sahiplerini Buldu

3 Aralık 2025
3 dk dk okuma süresi
Sinir Devrelerinden Davranışa Yolculuk: 2025 Eppendorf & Science Nörobiyoloji Ödülü Sahiplerini Buldu

Nörobiyoloji alanında kariyerinin başındaki parlak zihinleri onurlandıran Eppendorf & Science Nörobiyoloji Ödülü, bu yıl da bilim dünyasında ses getiren çalışmalara ev sahipliği yaptı. San Diego’da düzenlenen Sinirbilim Derneği (Society for Neuroscience) Yıllık Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen törende, Stanford Üniversitesi’nden Dr. Cheng Lyu, koku alma devrelerinin gelişimi üzerine yaptığı çığır açan çalışmalarıyla büyük ödülün sahibi oldu.

Eppendorf ve Science dergisi iş birliğiyle 35 yaş ve altındaki araştırmacılara verilen bu prestijli ödül, sadece teknik başarıyı değil, bilim insanlarının araştırmalarını kişisel denemelerle ifade etme yeteneklerini de değerlendiriyor. Tören, modern nörobiyolojinin sınırlarını zorlayan üç ismin vizyoner sunumlarına sahne oldu.

Koku Devrelerinin Yeniden Kablolanması ve Davranışsal Kodlar

Büyük ödülün sahibi Cheng Lyu, doktora sonrası çalışmalarını Stanford Üniversitesi’nde Liqun Luo’nun laboratuvarında yürütüyor. Lyu’nun araştırması, meyve sineklerindeki (Drosophila) koku alma nöral devrelerinin gelişimsel süreçlerini anlamak için bu devrelerin “yeniden kablolanması” (rewiring) üzerine odaklanıyor.

Ödül törenindeki sunumunda Lyu, nöral devre manipülasyonunun canlıların sosyal davranışlarını nasıl kökten değiştirebileceğini çarpıcı örneklerle açıkladı. Özellikle kur yapma davranışları üzerindeki etkiler dikkat çekiciydi:

  • Manipüle Edilen Davranışlar: Genetiği değiştirilmiş erkek sineklerin birbirlerine karşı yoğun bir ilgi gösterdiği gözlemlendi.
  • Kur Yapma Zinciri: Lyu, “Bu takip saatlerce sürüyor. Hatta birbirlerine çarpıp bazen bir ‘kur yapma zinciri’ oluşturuyorlar,” diyerek, nöral devrelerdeki küçük değişikliklerin karmaşık sosyal davranışlarda nasıl büyük sapmalara yol açtığını vurguladı.
  • Lyu, gelecekte Westlake Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesi’nde kendi laboratuvarını kurarak, gelişimsel değişikliklerin bilişsel süreçleri (cognition) nasıl şekillendirdiğini araştırmaya devam etmeyi planlıyor.

    Alzheimer ve Miyelin: Yaşlanmanın Gizemini Çözmek

    Finalistlerden Constanze Depp, MIT ve Harvard Broad Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapıyor. Ödüle layık görülen çalışmasını ise Göttingen Üniversitesi ve Max Planck Deneysel Tıp Enstitüsü’nde tamamladı.

    Depp’in odak noktası, Alzheimer hastalığında oligodendrositlerin (oligodendrocytes) ve ürettikleri miyelin kılıflarının rolüydü. Sunumunda şu kritik soruyu yöneltti: *”Neden yaşlanma, Alzheimer hastalığının gelişimi için en büyük risk faktörüdür?”*

    Depp, yaşa bağlı savunmasızlığı açıklayabilecek yeni bir mekanizma keşfetti:

  • Oligodendrositler, miyelin, mikroglia ve amiloid plakları arasında karmaşık bir etkileşim ağı bulunuyor.
  • Bu ağın bozulması, beynin nörodejeneratif süreçlere karşı direncini kırıyor.
  • Korku Tepkisini Bastırmayı Öğrenmek

    Diğer finalist Sara Mederos, University College London bünyesindeki Sainsbury Wellcome Center’da Wellcome Early Career Fellow olarak çalışmalarını sürdürüyor. Mederos, organizmaların doğuştan gelen korku içgüdülerini nasıl bastırabildiğini araştırdı.

    Fareler üzerinde yapılan deneylerde, yaklaşan bir avcı simülasyonu kullanıldı:
    1. İlk Tepki: Fareler tehdit algıladığında hızla sığınağa kaçtı.
    2. Öğrenme Süreci: Tehdit, herhangi bir olumsuz sonuç olmaksızın defalarca tekrarlandığında, fareler saklanmaktan vazgeçti.
    3. Sonuç: Mederos, “Fareler aslında bu doğal kaçış tepkisini bastırmayı öğreniyor,” diyerek beynin esnekliğine dikkat çekti.

    Mederos, önümüzdeki yıl Barcelona’daki Hospital del Mar Araştırma Enstitüsü’nde bağımsız laboratuvarını kurarak çalışmalarını derinleştirecek.

    Geleceğin Bilimi İçin Bir Vizyon

    2025 Eppendorf & Science Ödül töreni, sadece kazananları kutlamakla kalmadı, aynı zamanda temel bilim araştırmalarının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Lyu, Depp ve Mederos’un çalışmaları; sinir devrelerinin mimarisinden nörodejeneratif hastalıklara ve davranışsal adaptasyona kadar, beynin anlaşılmasında yeni ufuklar açıyor.

    Editör Yorumu!

    Eppendorf & Science Nörobiyoloji Ödülü, sadece akademik bir başarı göstergesi değil, aynı zamanda global bilim dünyasının nereye evrildiğinin bir pusulasıdır. Türkiye laboratuvar sektörü ve akademik camiası açısından bu haberi okurken dikkat etmemiz gereken birkaç kritik nokta bulunuyor. Öncelikle, ödül kazanan Cheng Lyu'nun araştırması, temel bilimlerin (meyve sineği genetiği gibi) insan bilişini ve davranışını anlamada ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Türkiye'de TÜBİTAK ve üniversite fonlarının, 'hemen ticarileşebilir' projelerin yanı sıra bu tip 'yüksek risk/yüksek getiri' potansiyelli temel araştırmalara yönlendirilmesi stratejik bir önem taşıyor. İkinci olarak, finalistlerin kariyer yollarına baktığımızda (Max Planck'tan Harvard'a, oradan kendi laboratuvarlarını kurmaya), 'beyin göçü' değil, 'beyin dolaşımı' kavramını görüyoruz. Türkiye'nin tersine beyin göçü programları (TÜBİTAK 2232 gibi) kapsamında, yurt dışında bu tip yüksek profilli çalışmalar yapan Türk veya yabancı araştırmacıları ülkemize çekebilecek altyapı yatırımlarını artırması gerekiyor. Özellikle Nörobilim alanında Türkiye'de kurulan mükemmeliyet merkezlerinin (örneğin IBG, UMRAM gibi), bu araştırmacıların kullandığı ileri teknoloji görüntüleme ve genetik manipülasyon cihazlarına erişimi kritik. Son olarak, Eppendorf gibi sektör devlerinin bilimi ödüllendirmesi, tedarikçi-araştırmacı ilişkisinin sadece bir alışverişten ibaret olmadığının kanıtı. Türkiye'deki laboratuvar tedarikçilerinin de benzer şekilde yerel bilimsel projeleri destekleyen sponsorluklar ve ödül mekanizmaları geliştirmesi, sektörün prestijini artıracaktır.

    Bu ödül, 35 yaş ve altındaki genç araştırmacılara verilmektedir. Değerlendirme kriterleri arasında sadece bilimsel ve teknik başarı değil, aynı zamanda araştırmacının çalışmalarını geniş bir kitleye açıklayabildiği 1000 kelimelik kişisel bir deneme (essay) yazma yeteneği de bulunmaktadır.

    Lyu'nun çalışması, nöral devrelerde yapılan fiziksel ve genetik değişikliklerin, canlının sosyal davranışlarını (örneğin kur yapma) doğrudan nasıl değiştirdiğini göstermektedir. Bu, beyin yapısı ile davranışsal çıktılar arasındaki nedensellik bağını anlamak için kritik bir adımdır.

    Depp, yaşlanmanın beyin üzerindeki etkisini incelerken, oligodendrositlerin ve miyelin kılıflarının bütünlüğünün bozulmasının beyni savunmasız bıraktığını öne sürmektedir. Bu çalışma, Alzheimer'ın sadece amiloid plaklarıyla değil, miyelin-mikroglia-oligodendrosit etkileşim ağının bozulmasıyla da ilgili olduğunu göstermektedir.

    Bülten Aboneliği

    Sosyal Medyada Paylaşın

    LabHaber

    Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

    labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.