Spor Bilimlerinde Paradigma Değişimi: Menstrüasyon Dönemi Sakatlıklarında İyileşme Süresi Üçe Katlanıyor

16 Aralık 2025
3 dk dk okuma süresi
Spor Bilimlerinde Paradigma Değişimi: Menstrüasyon Dönemi Sakatlıklarında İyileşme Süresi Üçe Katlanıyor

Kadın fizyolojisinin hormonal dinamikleri, metabolizmadan kardiyovasküler sisteme, nöromüsküler fonksiyonlardan doku rejenerasyonuna kadar pek çok biyolojik süreci doğrudan etkilemektedir. Ancak spor bilimleri ve tıbbı, uzun yıllar boyunca antrenman ve tedavi protokollerini erkek fizyolojisini baz alan modeller üzerine inşa etmiştir. İspanya’nın prestijli Liga F liginde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini somut verilerle ortaya koyuyor.

Veriye Dayalı Spor Tıbbı: 4 Sezonluk FC Barcelona Araştırması

Sant Joan de Déu Hastanesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve Frontiers in Sports and Active Living dergisinde yayımlanan çalışma, FC Barcelona Femení takımındaki 33 profesyonel kadın futbolcuyu dört sezon boyunca (2019/2020 – 2022/2023) takip etti. Çalışma kapsamında, oyuncuların menstrüasyon döngüleri kulüp tarafından yönetilen özel bir uygulama üzerinden kaydedilirken, takım doktorları kas, tendon ve bağ doku yaralanmalarını (alt ekstremite) detaylı bir şekilde belgeledi.

Elde edilen veriler, spor hekimliği açısından kritik bir ayrımı gözler önüne serdi:

  • Sakatlanma Sıklığı: Kanamanın olduğu günler ile olmadığı günler arasında sakatlanma sıklığı açısından istatistiksel bir fark bulunmadı.
  • Sakatlanma Şiddeti: Menstrüasyon (kanama) evresinde gerçekleşen sakatlıkların, diğer evrelerdeki sakatlıklara kıyasla iyileşmesi çok daha uzun sürdü.
  • Tıbbi İzin Süresi: Menstrüasyon döneminde sakatlanan sporcuların sahalardan uzak kaldığı süre, diğer dönemlere göre üç kat daha fazla olarak kaydedildi.

Yumuşak Doku ve Ligament Yaralanmalarında Risk Faktörü

Araştırma süresince kaydedilen toplam 80 sakatlığın 11’i kanama günlerinde, 69’u ise kanama olmayan günlerde gerçekleşti. Döngü süreleri hesaba katılarak yapılan normalizasyon sonucunda insidans (görülme sıklığı) değişmese de, yaralanmanın niteliği dramatik bir değişim gösterdi. Çalışma sırasında meydana gelen dört total ligament (bağ) yaralanmasının ikisinin, kanama evresinde gerçekleşmiş olması dikkat çekicidir. Yumuşak doku yaralanmalarının bu evrede daha şiddetli seyretmesi, östrojen ve progesteron seviyelerindeki ani düşüşlerin veya inflamatuar yanıtların doku iyileşmesi üzerindeki potansiyel etkilerini işaret etmektedir.

“Antrenmanları menstrüasyon döneminde tamamen durdurmak gerekmiyor, ancak adapte etmek şart. Isınma sürelerinin uzatılması, yüksek hızlı yüklemelerin ayarlanması veya ekstra toparlanma (recovery) desteği sağlanması, sakatlık oluşsa bile şiddetini azaltabilir.”
– Eva Ferrer, Spor Hekimliği Uzmanı, Sant Joan de Déu Hastanesi

Hormonal Dalgalanmalar ve İyileşme Mekanizması

Araştırmacılar, sakatlığın oluşumunda doğrudan hormonal seviyelerin tek başına bir neden olmayabileceğini, ancak sakatlığın şiddeti ve iyileşme süreci üzerinde belirleyici bir rol oynadığını vurguluyor. Hormonal değişimlerin yanı sıra, kanama nedeniyle oluşan demir kaybının (ferritin seviyelerindeki düşüş) sporcunun dayanıklılığını ve yorgunluk algısını etkileyerek iyileşme sürecini uzatan bir diğer faktör olabileceği belirtiliyor.

Kişiselleştirilmiş Tıp ve Kadın Odaklı Bilim

Bu çalışma, spor bilimlerinde “tek tip” yaklaşımın ötesine geçilmesi gerektiğini kanıtlar niteliktedir. Araştırma ekibi, uyku düzeni, beslenme veya spesifik biyobelirteçler gibi diğer değişkenleri bu çalışmada izlememiş olsa da, elde edilen bulgular antrenman periyotlamasında menstrüel döngünün dikkate alınmasının hayati önem taşıdığını göstermektedir. Erkek fizyolojisine dayalı araştırma modellerinden, kadın biyolojisine özgü bilimsel verilere geçiş, elit sporcu performansını ve sağlığını korumak adına atılacak en büyük adımdır.

Editör Yorumu!

Türkiye, özellikle kadın voleybolunda (Filenin Sultanları) ve son yıllarda yükselişe geçen kadın futbolunda dünya çapında başarılara imza atan bir ülke konumundadır. FC Barcelona örneğinde gördüğümüz bu 'veriye dayalı biyolojik takip' sistemi, ülkemizdeki spor kulüpleri ve federasyonlar için de bir uyarı niteliğindedir. Sporcu sağlığını sadece ortopedik bir vaka olarak değil, endokrinolojik bir bütün olarak ele almamız gerekiyor. Türkiye'deki spor laboratuvarlarının ve TÜBİTAK destekli spor bilimleri projelerinin, 'FemTech' (Kadın Teknolojileri) alanına eğilmesi ve yerli sporcularımızın hormonal döngülerini takip eden, yapay zeka destekli yerel veri tabanları oluşturması elzemdir. Menstrüasyonun bir tabu değil, biyolojik bir veri seti olarak kabul edildiği bu yaklaşım, hem sakatlık maliyetlerini düşürecek hem de uluslararası arenadaki rekabet gücümüzü artıracaktır.

Hayır, araştırma sonuçlarına göre kanamanın olduğu günler ile olmadığı günler arasında sakatlanma sıklığı (insidans) açısından istatistiksel bir fark bulunmamaktadır. Temel fark, sakatlığın şiddeti ve iyileşme süresindedir.

Bu dönemde östrojen ve progesteron hormon seviyelerindeki ani düşüşler, vücudun inflamatuar yanıtını ve doku rejenerasyon kapasitesini etkiler. Ayrıca kanama kaynaklı demir (ferritin) kaybı, sporcunun yorgunluk algısını ve dayanıklılığını düşürerek iyileşme sürecini yavaşlatır.

Hayır, uzmanlar antrenmanların tamamen durdurulmasını önermemektedir. Bunun yerine, ısınma sürelerinin uzatılması, yüksek hızlı yüklemelerin ayarlanması ve ekstra toparlanma (recovery) desteği sağlanması gibi adaptasyonlar tavsiye edilmektedir.

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

LabHaber

Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.