
Bilimsel ekosistemin en sancılı süreçlerinden biri olan makale düzeltme ve geri çekme (retraction) mekanizmaları, Berlinli bağımsız araştırmacı Ursula Bellut-Staeck’in sıradışı eylemiyle yeni bir boyut kazandı. SCIREA Journal of Clinical Medicine isimli dergide yayınlanan çalışmasındaki bir hatayı düzeltmek isteyen ancak yayıncıdan aylarca yanıt alamayan araştırmacı, literatürde pek rastlanmayan bir yöntemle makalesini “tek taraflı” olarak geri çektiğini duyurdu.
Olay, Bellut-Staeck’in geçtiğimiz yılın Haziran ayında mekanotransdüksiyon ve infrasound etkileri üzerine kaleme aldığı makalesinin yayınlanmasıyla başladı. Yayın daveti üzerine makalesini gönderen araştırmacı, daha sonra kurum bilgisinde (affiliation) dilsel bir yanlış anlaşılmadan kaynaklanan hata fark etti. Almanca ve İngilizce terminoloji farkı nedeniyle, artık görev yapmadığı bir kurumla ilişkili görünüyordu.
Etik sorumluluk gereği dergi yönetimine ulaşarak düzeltme (correction) talep eden Bellut-Staeck, bilimsel yayıncılığın karanlık yüzüyle burada karşılaştı. Gönderdiği üç resmi talep de yanıtsız kaldı. Derginin bu “hayalet” (ghosting) tutumu karşısında çaresiz kalan yazar, 27 Kasım tarihinde radikal bir adım atarak kendi geri çekme bildirisini yayınladı.
“Yayıncının kritik bir kurum hatasını düzeltme taleplerine beş haftadan uzun süre yanıt vermemesi ve anlamlı bir hakem değerlendirmesi (peer review) eksikliği nedeniyle makalemi tek taraflı olarak geri çekiyorum.”
Araştırmacı, bu bildirisini açık veri deposu Figshare üzerinden yayınlayarak bilimsel kayıtlara not düştü. Bellut-Staeck, derginin bu tutumunun güvenilirliğini zedelediğini ve bu hamlenin itibarını korumak için zorunlu olduğunu belirtti.
Yaşanan süreç, akademik yayıncılıkta “avcı dergi” (predatory journal) olarak nitelendirilen yapıların işleyişine dair çarpıcı detaylar içeriyor. Dergiye ulaşamayan Bellut-Staeck’in denediği bir yöntem, yayıncının niyetini açıkça ortaya koydu:
Bu durum, söz konusu derginin editoryal süreçlerinin bilimsel incelemeden ziyade finansal odaklı işlediğini kanıtlar nitelikteydi. Retraction Watch tarafından yapılan incelemede, derginin web sitesinde listelenen editör kurulu üyelerinin birçoğunun aslında dergiyle hiçbir ilgisi olmadığı, hatta bazılarının listelendiğinden haberinin dahi olmadığı ortaya çıktı.
Uluslararası Yayın Etiği Komitesi (COPE) üyesi olmayan bu tür dergiler, standart etik prosedürleri işletmiyor. Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jodi Schneider, literatürde “kendi kendine geri çekme” (self-retract) diye resmi bir kavramın bulunmadığını belirtiyor. Mevcut COPE yönergeleri, hatayı fark eden yazarın editöre başvurmasını öngörüyor ancak editörün yanıt vermediği senaryolar için yazarlara net bir yol haritası sunmuyor.
Eğer bir dergi DOI kayıt kuruluşlarına veya meslek örgütlerine bağlı değilse, yazarın elindeki tek koz, Bellut-Staeck’in yaptığı gibi harici platformlarda durumu ifşa etmek oluyor. Ancak uzmanlar, bu tür harici bildirimlerin okuyucular tarafından bulunmasının zorluğuna dikkat çekiyor.
Dergi, aylar sonra yazarla iletişim kurmadan kurum bilgisini düzeltti ancak Bellut-Staeck, yaşanan etik ihlaller ve süreçteki şaibeler nedeniyle makalesinin geri çekilmesi kararının arkasında duruyor. Bu olay, bilimsel yayıncılıkta yazar haklarının sınırlarını ve denetimsiz dergilerin yarattığı bilgi kirliliğini bir kez daha tartışmaya açtı.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work