
Modern onkoloji araştırmaları, genomun karanlık maddesi olarak bilinen bölgelere ışık tutmaya devam ediyor. Saint Louis Üniversitesi’nde Ratna Ray’in liderliğindeki prestijli araştırma grubunda doktora sonrası araştırmacı (postdoc) olarak görev yapan Dr. Abhinav Bagchi, kanser biyolojisindeki yerleşik algıları değiştiren çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Özellikle karaciğer kanseri (hepatosellüler karsinom – HCC) ve baş-boyun kanserlerinde pre-klinik modeller üzerinde yürüttüğü çalışmalar, moleküler biyolojinin sınırlarını zorluyor.
Dr. Bagchi’nin araştırmalarının merkezinde, uzun yıllar bilim dünyası tarafından “işlevsiz” ya da “çöp DNA” (junk DNA) olarak nitelendirilip göz ardı edilen uzun kodlamayan RNA’lar (lncRNA) yer alıyor. Geleneksel moleküler biyoloji dogması, DNA’nın RNA’ya, RNA’nın ise proteine dönüştüğü yönündeydi. Ancak Bagchi ve ekibinin bulguları, proteine dönüşmeyen bu RNA zincirlerinin aslında hücresel trafiği yöneten gizli birer orkestra şefi olduğunu ortaya koyuyor.
Dr. Bagchi, yürüttüğü çalışmanın önemini şu sözlerle vurguluyor:
“İnsan genomunun büyük bir kısmını oluşturan lncRNA’lar, geleneksel olarak önemsiz kabul edilirdi. Ancak son veriler, bu moleküllerin özellikle kanser biyolojisinde kilit rol oynadığını gösteriyor. Bizim odaklandığımız lncRNA, hematopoez (kan hücresi oluşumu) ve enflamatuar genlerin regülasyonu ile ilişkili. Karaciğer kanserinde bu RNA’nın ifadesinin artması, tümör büyümesini tetikliyor. Bu mekanizmayı çözmek, yeni terapötik hedeflerin kapısını aralayabilir.”
Araştırmacının tek odak noktası genetik regülasyon değil. Dr. Bagchi, aynı zamanda translasyonel tıp açısından büyük önem taşıyan farmakolojik çalışmalar da yürütüyor. Özellikle baş ve boyun kanserlerinin pre-klinik modellerinde, Momordicin I adlı biyoaktif bileşenin anti-tümör özelliklerini test ediyor. Bu çalışmalar, doğal moleküllerin sentetik ilaçlarla kombinasyonu veya tek başına kullanımı konusunda ilaç endüstrisine yeni veriler sunma potansiyeli taşıyor.
Houston Üniversitesi’nde Biyoloji alanında doktorasını tamamlayan ve kanser immünolojisi üzerine uzmanlaşan Bagchi’nin bilime olan tutkusu, laboratuvar tezgahından çok önce, kişisel gözlemlerle başlamış. Hindistan’da büyüdüğü dönemde diyabetin yaygınlığını ve aile büyüklerinin insülin mücadelesini gözlemlemesi, onu insan fizyolojisi ve hastalık biyolojisi üzerine düşünmeye itmiş.
Bağışıklık sisteminin hafıza oluşturma yeteneği ve antijen tanımlama süreçlerine duyduğu hayranlık, onu bugün kanser biyolojisinin en karmaşık sorunlarını çözmeye çalışan bir bilim insanına dönüştürmüş durumda. Dr. Bagchi, bilimsel süreci sadece bir iş değil, bir yaşam tarzı olarak benimsiyor:
Bilimsel metodolojiye olan saygısını ilginç bir metaforla açıklayan Dr. Bagchi, “Bir laboratuvar aleti olsaydınız ne olurdunuz?” sorusuna, sektördeki herkesin takdir edeceği bir yanıt veriyor: “İyi kalibre edilmiş bir pipet olurdum. Basit ama laboratuvarın temel taşıdır. Her yerdedirler, tüm deneylere katılırlar ve güvenilirlikleri nedeniyle herkes onları sever.”
Dr. Bagchi’nin çalışmaları, karaciğer kanseri gibi agresif türlerde, sadece tümörü yok etmeye değil, tümörün oluşumuna zemin hazırlayan genetik ve moleküler ortamı anlamaya odaklanıyor. LncRNA’ların biyobelirteç olarak onaylanması ve terapötik ajan olarak test edilmesi, önümüzdeki on yılda kanser tedavisinde kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının temelini oluşturacak gibi görünüyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work