
Bilimsel araştırma dünyası, doğası gereği sınırları aşan bir yapıya sahiptir. Akademisyenler ve araştırmacılar, kariyerleri boyunca niş disiplinlerde uzmanlık kazanmak, spesifik laboratuvar tekniklerini öğrenmek veya küresel projelere katkı sağlamak amacıyla sık sık ülke değiştirirler. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) özelinde bu mobilite, uzun yıllardır yüksek nitelikli çalışanların istihdamı için tasarlanmış H-1B vize programı üzerinden sağlanmaktaydı. Ancak son altı ay içinde federal hükümet ve eyalet yönetimleri tarafından peş peşe açıklanan yeni politikalar, ABD araştırma kurumlarının uluslararası yetenekleri bünyesine katmasını neredeyse imkansız hale getirdi.
Colorado School of Mines’da polimer bilimcisi olarak görev yapan ve kendi kariyerine de bir H-1B vizesi ile başlayan Ramya Kumar durumu oldukça net bir şekilde özetliyor:
“Bu vizeler birçok üniversite için kelimenin tam anlamıyla bir can damarı niteliğinde. Çünkü H-1B vizeleri olmadan üniversitelerin araştırmacı veya doktor pozisyonlarının önemli bir kısmını doldurması mümkün değil.”
Ancak Eylül 2025’te Trump yönetimi tarafından alınan bir kararla, bu vizeler için uygulanan başvuru ücreti orijinal maliyetinin on katından fazlasına, tam 100.000 ABD Dolarına yükseltildi. Akademik araştırma kurumları ve üniversite laboratuvarları için bu rakam, yeni öğretim üyeleri, doktora sonrası araştırmacılar (postdoc) ve diğer laboratuvar profesyonellerinin işe alım sürecinde fiili bir “dondurma” (hiring freeze) anlamına geliyor. Üstelik sorun sadece federal maliyet artışıyla da sınırlı değil; Teksas ve Florida gibi eyaletler, belirli kamu kurumlarının bir yıl boyunca H-1B vizesi ile personel alımını tamamen yasaklayan yasalara imza attı. Kongre’deki bazı üyeler ise programın bütünüyle iptal edilmesini tartışıyor.
Trump yönetiminin vize maliyetlerini artırma kararının temel argümanlarından biri, işverenlerin Amerikan vatandaşları yerine “daha düşük ücretli ve daha düşük vasıflı işgücü” istihdam etmek için bu sistemi istismar etmesiydi. Kamu destekli pozisyonlar için 2027 yasama dönemi sonuna kadar H-1B başvurularını durduran Teksas Valisi Greg Abbott ve benzer bir yasaklama kararı alan Florida Eyalet Üniversiteleri Yönetim Kurulu da bu iddiaları destekliyor.
Ancak akademik camia, bu argümanın bilimsel araştırma sektörü için geçerli olmadığı görüşünde. Texas Üniversitesi MD Anderson Kanser Merkezi’nden isminin açıklanmasını istemeyen bir araştırmacı, akademideki sistemin kendi kendini denetleyen bir mekanizmaya sahip olduğunu vurguluyor:
“H-1B başvuru süreci, yerel bir adayı işe almaktan çok daha uzun ve ücret artışından önce bile çok daha maliyetliydi. Eğer aradığınız spesifik uzmanlık ABD içinde mevcut olsaydı, birini işe almak isteyen kurum için bu açık ara en tercih edilebilir seçenek olurdu. Ayrıca uluslararası bir çalışana teklif edilen maaşın, yerel bir adaya ödenecek maaşla eşdeğer olması gerektiğine dair katı yasal korumalar (prevailing wage) mevcut.”
Uzmanlar, bilişim ve özel danışmanlık sektörlerinde H-1B vizelerinin zaman zaman taşeron firmalar aracılığıyla suistimal edildiğini kabul etse de, eyalet bazlı bu toptancı yasakların kamu üniversitelerindeki bilimsel üretimi doğrudan baltaladığını belirtiyor.
Yeni politikaların laboratuvar işleyişi üzerindeki etkileri şimdiden hissedilmeye başlandı. Teksas’taki uzmanlar, H-1B vizelerinin tamamen durdurulmasıyla birlikte, yurtdışından spesifik yetenek setlerine sahip yeni öğretim üyelerinin işe alımının imkansızlaştığını belirtiyor. Dahası, ABD’de farklı vizelerle bulunup H-1B’ye geçiş yapmayı planlayan mevcut bilim insanlarının tutulması da zorlaşıyor. “Bilimsel altyapının ve yeteneğin göz göre göre israf edildiğini izliyoruz,” diyen araştırmacılar, mevcut düzenlemelerin eyaletteki araştırma gücünü erozyona uğratmasından endişeli.
Florida’da ise durum daha da karmaşık. Eyalet, 2021 ve 2023 yıllarında Çin’in de aralarında bulunduğu yedi “endişe verici ülkeden” gelen adayların işe alımını sınırlandırmış ve ardından tamamen yasaklamıştı. Bu ülkelerden gelen yetenek havuzunun daralmasına ek olarak, şimdi H-1B vizelerinin de rafa kalkması, araştırmacı sayısında ciddi düşüşlere neden oluyor.
Teksas ve Florida’daki işe alım durdurma kararlarının 2027 yılında kalkması öngörülse de, araştırmacılar zararın çoktan verildiği konusunda hemfikir. Belirsizlik ve hoşgörüden uzaklaşan politik iklim nedeniyle, uluslararası araştırmacıların ABD dışındaki alternatiflere yönelmeye başladığı görülüyor.
Amerika’nın H-1B ve uluslararası programlarda yaptığı bu köklü değişiklikler, ülkenin 2023 itibarıyla STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) işgücünün neredeyse %22’sini oluşturan yabancı profesyonelleri kaybetmesi anlamına gelebilir. Bilim dünyası şimdi, akademik bağımsızlığa müdahale olarak görülen bu politikaların, yıllarca süren yatırımlarla kurulan araştırma altyapısını ne hızla eriteceğini endişeyle izliyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work