
Bilim dünyası, akademik yayın etiğini ve genç araştırmacılar üzerindeki orantısız baskıyı yeniden tartışmaya açan çarpıcı bir skandalla karşı karşıya. Princeton Üniversitesi öğrencisi Rishika Porandla’nın, prestijli bir mühendislik dergisinden kendi makalesini “önemli metodolojik hatalar” gerekçesiyle geri çekmesinin altından çok daha büyük bir kriz çıktı. Genç araştırmacı, makalede detaylandırılan laboratuvar deneylerini aslında hiçbir zaman gerçekleştirmediğini itiraf etti.
Porandla’nın lise yıllarında yaptığı çalışmalara dayanarak 2024 yılında Macromolecular Materials and Engineering adlı saygın hakemli dergide yayımlanan orijinal makalesi, polivinil klorür (PVC) plastiklerinin biyobozunurluğunu artırmaya yönelik devrimsel bir iddia taşıyordu. Makaleye göre, PVC’nin altın nanoparçacıklarla (gold nanoparticles) karıştırılıp bir elektron ışınıyla (electron beam) bombardımana tutulması, malzemenin doğada çözünmesini hızlandırıyordu.
Ancak gerçek laboratuvar ortamında böyle bir fiziksel işlem hiç yapılmamıştı. Porandla, gönderdiği bir e-postada durumu şu sözlerle açıklamaya çalıştı:
“Makalede açıklanan elektron ışını deneyi, yalnızca önerilen deneysel bir iş akışı ve buna bağlı teorik olarak hesaplanmış sonuçlardan ibaretti. Kamuoyunda oluşan kafa karışıklığı, bu durumun yayımlanan makalede net bir şekilde belirtilmediğini fark etmemi sağladı. Bu hatadan büyük pişmanlık duyuyorum.”
Başlangıçta makalenin geri çekilme nedeni olarak “elektron ışını maruziyet süresinin kalibrasyonu ve altın nanoparçacıkların dağılımı” ile ilgili kalibrasyon sorunları gösterilmişti. Ancak itirafın ardından, meselenin basit bir laboratuvar hatası değil, temel bir araştırma etiği ihlali olduğu anlaşıldı.
Olayı salt bir öğrencinin hatası olarak görmek, buzdağının yalnızca görünen kısmına odaklanmak anlamına geliyor. Porandla, yaptığı açıklamada, bu durumun “öğrencilerin deneysel titizlik ve tekrarlanabilirlik standartlarını tam olarak anlamadan yayın dünyasına girmelerini içeren daha geniş bir soruna” dikkat çektiğini belirtti. Üstelik genç öğrenci, “çalışma yeterince doğrulanmadan önce hızlıca yayına geçilmesi konusunda danışmanlarından ciddi bir baskı gördüğünü” de sözlerine ekledi.
PubPeer platformunda bağımsız araştırmalar yapan ve akademik şüphelilik vakalarını inceleyen “Actinopolyspora biskrensis” takma adlı analist Kevin Patrick, asıl sorumluların odadaki yetişkinler olduğuna vurgu yapıyor:
“Beni asıl endişelendiren şey; ‘odadaki yetişkinlerin’ ve öğrenci araştırmalarını çevrelemesi gereken güvenlik mekanizmalarının, yani öğretmenlerin, danışmanların, hakemlerin ve editörlerin açık başarısızlığıdır. Üniversite kabullerini çevreleyen olağanüstü baskı, burada kesinlikle sorgulanması gereken teşvik edici unsurlar yaratmıştır.”
Araştırmalar derinleştikçe, Porandla’nın sadece kendi laboratuvar çalışmalarında değil, aynı zamanda yönettiği eğitim ve danışmanlık projelerinde de soru işaretleri barındırdığı ortaya çıktı. Lisedeyken NASA’da beş ayrı staj programına katılan ve “gelecek neslin umudu” olarak nitelendirilen öğrenci, kurduğu Counseling by Rishika adlı danışmanlık firması üzerinden öğrencilere beş haftalık paketler halinde 950 dolar karşılığında Ivy League (Sarmaşık Ligi) üniversitelerine hazırlık danışmanlığı veriyordu.
Daha da vahimi, bu danışmanlık ağı içerisinde yer alan mentörlerin ve öğrencilerin, şaibeli öğrenci dergilerinde, ön baskı (preprint) sunucularında ve geçmişte aldatıcı taktikleri nedeniyle ceza almış OMICS International gibi açık erişimli dergilerde geniş çaplı “yayınlar” yaptığı tespit edildi.
Tüm bu tartışmaların ortasında, Porandla’nın Princeton’daki profesörü Andrea DiGiorgio, bilimsel düzeltme mekanizmasına olan inancını koruyor. DiGiorgio, genç öğrencinin makaleyi kendi isteğiyle geri çekmesini savunarak, “Bilimin ve akademinin güzelliği, kendi kendini düzeltebilmesidir. Kendi kendini düzeltme (self-correction) etrafındaki olumsuz söylemler sadece bu süreci engeller ve bu zor kararla yüzleşen gelecekteki araştırmacılara korku salar,” ifadelerini kullandı.
Ancak laboratuvar profesyonelleri ve akademik etik kurulları için asıl soru şu: Bir deneyin sonuçlarının yanlış hesaplanması ile bir deneyin hiç yapılmamış olması arasında ne kadarlık bir etik fark vardır? Bilim dünyası, “Yayınla ya da Yok Ol” (Publish or Perish) kültürünün artık lise sıralarına kadar inmiş olmasının yıkıcı sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work