
Uluslararası bilim camiası, araştırma etiği ve akademik dürüstlüğün sınırlarını zorlayan benzeri görülmemiş bir manipülasyon skandalıyla çalkalanıyor. Rice Üniversitesi eski öğretim üyelerinden Arjantinli Kimyager Ariel Fernández’in, hakkında açılan bilimsel suistimal (research misconduct) soruşturmasını itibarsızlaştırmak amacıyla federal hükümet yetkililerine ait sahte dijital yazışmalar ürettiği tespit edildi.
Skandalın merkezinde, ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı (HHS) bünyesindeki idari yargıcın, Fernández hakkında verdiği 15 yıllık federal fonlardan men cezası yer alıyor. Ancak olayı asıl çarpıcı kılan detay, Fernández’in savunma stratejisi oldu. Hakkındaki iddiaları kesin bir dille reddeden araştırmacı, tüm bu sürecin aslında 2021 yılında kaleme aldığı ve SARS-CoV-2 virüsünün laboratuvar kökenli olduğunu savunan makalesi nedeniyle kendisine yönelik bir “devlet misillemesi” olduğunu iddia etti.
Fernández, bu iddiasını desteklemek için ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) araştırmacılarından Joshua Cherry’den geldiği iddia edilen Haziran 2021 tarihli bir e-postayı delil olarak sundu. Sözde e-postada, Fernández’in COVID-19 makalesini geri çekmemesi halinde, geçmişteki Araştırma Dürüstlüğü Ofisi (ORI) dosyasının yeniden açılacağı yönünde bir tehdit yer alıyordu. Dosyada şu ifadeler dikkat çekiyordu:
“Bu SARS-CoV işlev kazandırma (gain-of-function) zırvalıklarını sessizce yayından kaldırman gerekiyor. Aksi takdirde… ORI vakanı yeniden diriltiriz (ve ben de bunu desteklerim).”
İddiaların ciddiyeti üzerine başlatılan detaylı incelemeler, sunulan dijital delillerin sahte olduğunu ortaya koydu. Konuyla ilgili resmi bir açıklama yapan NIH sözcüsü, kurumsal ağlar üzerinde yapılan kapsamlı e-Keşif (eDiscovery) taramalarında böyle bir mesajın izine rastlanmadığını belirtti.
Sözcü, federal kayıt yönetimi gereksinimlerine dikkat çekerek durumu şu şekilde özetledi:
“NIH, ilgili yasalar ve politikalar uyarınca oluşturulan tüm e-postaları yedi yıl boyunca muhafaza etmektedir. Kapsamlı taramalarımız sonucunda söz konusu mesaja ulaşılamamıştır. Bu doğrultuda, sunulan e-postanın gerçek olmadığına inanmak için geçerli nedenlerimiz bulunmaktadır.”
Aslında Fernández’in akademik dürüstlükle imtihanı çok daha eskiye dayanıyor. Süreç, 2009 yılında Rice Üniversitesi’nde çalışan bir yüksek lisans öğrencisinin şüpheleriyle başladı. Bu ihbar üzerine harekete geçen üniversite yönetimi, derinlemesine bir inceleme başlattı.
Soruşturma paneli, Fernández’in yayınlanmak üzere sunduğu çalışmalarda uyguladığı etik dışı yöntemleri şu şekilde sıraladı:
Bu ağır bulguların ardından Fernández, 2011 yılında üniversite ile bir anlaşma yoluna gitti. Anlaşma kapsamında Rice Üniversitesi, Fernández’e 240.000 dolar ödeme yaptı ve karşılığında tüm yükümlülüklerden feragat edilerek araştırmacının kurumdan ayrılması sağlandı.
Rice Üniversitesi’nin 2010 tarihli raporunu incelemeye alan ORI, bağımsız denetim sürecini tamamlayarak kararını verdi. Kasım 2022’de Fernández’e gönderilen resmi suçlama mektubunda, bilim insanının 15 yıl boyunca federal fonlardan men edilmesi ve 11 makalesinin dergilerden geri çekilmesi veya düzeltilmesi (retraction/correction) talep edildi. İdari yasal süreçlerin sonunda hakim Margaret G. Brakebusch, maddi gerçeklere dayanan bu cezayı onadı.
Olayın siber boyutu da bir hayli karmaşık. Fernández’in, kendisini eleştiren bilim insanlarına ve doğruluk platformlarına (PubPeer, Retraction Watch gibi) karşı siber ortamda bir savaş başlattığı görülüyor. Özellikle 2014 yılında ortaya çıkan ve kimliği belirsiz “Weishi Meng” adında bir yazar tarafından yönetilen “Science Transparency” adlı blogun, aslında Fernández’in kendi yönettiği bir sahte hesap (sock puppet) olduğu iddia ediliyor. Bu blog üzerinden yapılan yayınlarla, bilimsel denetim mekanizmalarının ve rakip araştırmacıların sistematik olarak karalandığı belirtiliyor.
Bu vaka, bilim dünyasında şeffaflığın önemini ve araştırma verilerinin manipülasyonunun ne denli karmaşık yasal ve etik ihlallere yol açabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle tartışmalı ve popüler bilimsel konuların (COVID-19 kökenleri gibi), akademik usulsüzlükleri meşrulaştırmak için nasıl bir kalkan olarak kullanılabileceği, bilim camiası için önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work