
Akademi dünyasının kalbi laboratuvarlarda atarken, bilim insanlarının kariyer basamaklarını tırmanması genellikle tek bir acımasız metriğe bağlıdır: h-indeksi. Yıllardır araştırmacıların üretkenliğini ve yayınlarının (publication) aldığı atıf sayısını ölçen bu metrik, işe alım komitelerinin, fon sağlayan kuruluşların ve üniversite yönetimlerinin altın standardı olageldi. Ancak Johns Hopkins Üniversitesi’nde hesaplamalı biyolog olarak görev yapan Jean Fan ve ekibinin başlattığı yeni bir tartışma, akademik etkiyi değerlendirme biçimimizde köklü bir paradigma değişiminin sinyallerini veriyor.
Laboratuvar üyeleriyle gerçekleştirdiği rutin çay saati sohbetlerinde h-indeksinin kısıtlamalarını masaya yatıran Fan, çok boyutlu ve yıllara yayılan bir kariyerin tek bir rakama indirgenmesinin son derece indirgemeci (reductionist) bir yaklaşım olduğu sonucuna vardı. Bu aydınlanma anı, yeni ve çok daha insani bir ölçüm sisteminin doğuşuna zemin hazırladı.
“Bu durum, bizim bir araştırmacıda, bir akademisyende gerçekten neye önem verdiğimizi düşünmemizi sağladı. Akademik alımlarda adaylarda ne arıyoruz? Dedik ki, ‘Diyelim ki mentörlüğe gerçekten değer veriyoruz; peki ama bu soyut kavramı, yüksek verimli bir şekilde sayısallaştırılabilecek bir metriğe nasıl dönüştürebiliriz?'” – Jean Fan
Bu arayışın sonucunda ortaya çıkan Mentörlük İndeksi (Mentorship Index) veya kısaca M-indeksi, kıdemli bilim insanlarının, kariyerinin başındaki genç araştırmacıları (junior scientists) ne kadar desteklediğini gösteren ölçülebilir bir vekil (proxy) görevi görüyor. Sistem, temel olarak açık erişimli ve tüm dünyadaki akademik çalışmaları kataloglayan devasa bir platform olan OpenAlex veri tabanını kullanıyor.
M-indeksi hesaplayıcısının çalışma algoritması şu şekilde kurgulanmış:
Üretken yapay zeka (AI) araçlarının makale yazım süreçlerini hızlandırdığı, veri analiz sürelerini kısalttığı ve dolayısıyla h-indekslerinin yapay bir şekilde şişirilebildiği günümüzde, araştırmacılar arası ilişkilere ve usta-çırak ilişkisine odaklanmak kritik bir önem taşıyor. Singapur Ulusal Üniversitesi’nden biyomedikal etikçi Brian Earp, konunun felsefi boyutuna dikkat çekiyor:
“Yapay zekanın çıktıları bu denli hızlandırdığı bir dönemde, dikkatimizi ‘ilişki inşasına’ kaydırma fikrini gerçekten çok sevdim. Kendimize şu soruyu sormalıyız: Bizi hala özgün bir biçimde insan kılan ve birbirimizi değerlendirirken kullanmak istediğimiz özelliklerimiz nelerdir?”
Her yeni metrik gibi, M-indeksi de kusursuz değil ve akademik camiada bazı haklı eleştirilerle karşılaşıyor. Raman Araştırma Enstitüsü’nden Kozmolog Tarun Souradeep sistemin önemli bir adım olduğunu belirtse de, bazı pratik zorlukların altı çiziliyor:
Jean Fan, M-indeksinin hiçbir zaman h-indeksinin veya diğer bibliyometrik ölçümlerin yerini alması için tasarlanmadığını vurguluyor. Asıl amaç, “değer verdiğimiz şeyleri ölçebiliriz” mesajını akademiye yerleştirmek. Bir araştırmacı patent sayısıyla, bir diğeri aldığı büyük fonlarla, bir başkası ise yetiştirdiği donanımlı öğrencilerle (M-indeksi) öne çıkabilir. Geleceğin işe alım komiteleri, tek bir rakamın diktatörlüğü yerine, adayın bilimsel vizyonunu, üretkenliğini ve insan kaynağına yaptığı yatırımı gösteren bu çok boyutlu karnelere bakarak çok daha adil kararlar alacaktır.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work