
Bilimsel bir araştırmayı tamamlamanın ve o çalışmayı uluslararası prestijli bir dergiye göndermenin (submit) tartışmasız en stresli adımı, laboratuvardaki zorlu deneyler veya veri analizleri değil; makaledeki yazar isimlerinin hangi sırayla yazılacağına karar verme sürecidir. Bazı disiplinler ve bağımsız araştırma laboratuvarları isimleri alfabetik sıraya koymak gibi standart yöntemler benimsemiş olsa da, bu durum her alan için geçerli bir norm olmaktan oldukça uzak. Bilim insanlarının kariyer basamaklarını tırmanması, fon bulması ve akademik prestij kazanması büyük ölçüde makalelerdeki yazar sırasına (özellikle ilk isim veya sorumlu yazar olmaya) bağlı olduğundan, bu konudaki belirsizlikler sıklıkla ciddi çatışmalara ve özellikle kariyerinin başındaki genç araştırmacılar arasında derin kırgınlıklara yol açıyor.
Sherbrooke Üniversitesi’nden ekolog April Martinig, akademik dünyadaki bu absürt ve konuşulmayan kuralı şu sözlerle ironik bir biçimde dile getiriyor:
“Yazarlık hakkındaki ilk kuralımız, yazarlık hakkında konuşmamaktır. ‘Bu sadece bir his meselesi, zamanla bir şekilde çözeriz’ diyorlar. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor? İçinizi büyük bir anksiyete ve belirsizlikle doldurmuyor mu?”
Martinig ve çalışma arkadaşları, bilimsel süreçlerin bu en gri alanında daha iyi ve rasyonel bir yol olması gerektiğine karar verdiler. Çözümleri ise oldukça sıra dışı bir yerden geldi: Ejderhalar.
Araştırmacılar, devasa çok oyunculu çevrimiçi (MMO) oyunlardaki görev dağılımından ilham aldılar. Bu oyunlarda bir ejderhayı alt etmek için her oyuncu belirli bir rol üstlenir (şifacı, tank veya hasar verici) ve ganimet bu katkıya göre dağıtılır. Bu fikri laboratuvar ekosistemine uyarlayan bilim insanları, proje süresince her bir ekip üyesinin bilimsel katkısını şeffafça takip eden Ejderha Öldürme Puanları (Dragon Kill Points – DKP) sistemini geliştirdiler.
Görevlerin net bir şekilde belirlenmesinde şeffaflık ve granülerlik (parçalara ayırma) ilkelerini merkeze alan bu sistem, ekip üyelerinin kolektif emeğini hakkaniyetle tanımayı ve yazarlık atamasındaki geleneksel stresi ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Martinig’in bu fikri, o dönemde New South Wales Üniversitesi’nde ekolog Shinichi Nakagawa’nın grubunda çalışan araştırma görevlisi Malgorzata (Losia) Lagisz’in laboratuvar projelerinde kimin ne yaptığını titizlikle tuttuğu defterleri görmesiyle alevlendi. Sadece yerel bir Excel dosyasında tutulan bu kayıtları evrensel bir yazarlık atama sistemine dönüştürme vizyonu, modern bilimin işleyişini değiştirebilecek bir kıvılcıma dönüştü.
Araştırma ekibi, adil bir yazarlık sisteminin sahip olması gereken özellikleri tartışarak mevcut sistemlerin zayıf yönlerini izole etti. Sonuç olarak, İngilizce baş harfleriyle GREAT (Harika) olarak adlandırılan beş temel prensip ortaya kondu:
Proje başladığında ekip, potansiyel görevlerin ve bu görevleri tamamlayacak kişilerin bir matrisini oluşturuyor. Proje ilerledikçe, laboratuvar veya ofisteki işlerini tamamlayan araştırmacılar Ejderha Öldürme Puanı kazanıyor. İhtiyaçlara göre görevler eklenebiliyor veya çıkarılabiliyor.
Martinig bu dinamiğin özellikle genç araştırmacılar üzerindeki etkisine dikkat çekiyor: “Sistemin en sevdiğim yanı, insanlarla katkılarına dayanarak yazar sıralarını önceden iletişim kurarak netleştirebilmek. Bazıları ‘Vaktim yok, arka sıralarda kalsam da olur’ derken, genç yazarlar ‘Eğer şu analizi de üstlenirsem, sıralamadaki yerimi yükseltebilirim’ motivasyonuyla hareket edebiliyor.”
Proje sonunda toplanan puanlar hesaplanıyor ve en çok puan alan kişiden en aza doğru bir yazar listesi akışı oluşuyor. Ancak bu katı bir dikta değil; örneğin laboratuvar yöneticisinin her zaman son yazar olması gibi spesifik alan kuralları önceden konuşularak sisteme entegre edilebiliyor.
Sistemin bilim camiasındaki yankıları büyük ölçüde olumlu oldu. Ancak nesiller arası bir yaklaşım farkı gözlemleniyor. Kariyerinin başındaki araştırmacılar, danışmanlarıyla isim sırası pazarlığına otururken ellerini güçlendirecek bu matematiksel modeli büyük bir “psikolojik güvenlik” kalkanı olarak görüyor. Martinig’e bu şablonları kendi laboratuvarlarına nasıl entegre edeceklerini soran yüzlerce genç araştırmacı bulunuyor.
Öte yandan, kıdemli araştırmacılar sistemin kurulum aşamasındaki zaman maliyetinden endişe ediyor. Ayrıca bazı prestijli bilimsel dergiler, makale sonlarında zaten bir “katkı beyanı” (credit statement) olduğunu öne sürerek sisteme mesafeli yaklaşıyor. Ancak Martinig, mevcut katkı beyanlarının çok yüzeysel olduğunu belirtiyor. “Eğer bir bilim insanı makaledeki çok spesifik bir deneyin sonuçlarını tekrarlamak isterse, mevcut sistemde kime yazacağını bilemez. Ancak DKP sistemi sayesinde hangi yazarın o spesifik aşamada puan aldığını nokta atışı görebilir.”
Sonuç olarak, bilimsel üretim sürecinin kolektif bir çaba olduğu gerçeğini matematiksel bir şeffaflığa kavuşturan Ejderha Öldürme Puanları, akademik rekabetin zehirleyici stresini ortadan kaldırmak için devrim niteliğinde bir adım olarak laboratuvar dünyasındaki yerini sağlamlaştırıyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work