
Bilimsel yayıncılık dünyası, son yılların en trajikomik ve bir o kadar da endişe verici skandallarından biriyle çalkalanıyor. Akademik titizlik, hakem değerlendirmesi (peer review) ve bilimsel doğruluk ilkelerini hiçe sayan, tek amacı araştırmacılardan yayın ücreti tahsil etmek olan ‘yağmacı dergiler’ (predatory journals), bu kez tarihe geçecek bir utançla yüzleşti. Sürekli olarak sahte konferans davetleri ve şüpheli dergi tanıtımlarıyla taciz edilmekten bunalan bir matematik araştırmacısı, sistemin ne kadar çürük olduğunu kanıtlamak adına dahice bir tuzak kurdu.
Araştırmacı, bilimsel literatürde eşi benzeri görülmemiş bir hipotezi test etmek (!) amacıyla, üretken yapay zeka araçlarını kullanarak tamamen uydurma bir makale kaleme aldı. Makalenin başlığı bile tek başına bir ret sebebi olmalıydı: ‘Asal Sayılara Aşermek’. İçerik ise, hamile kadınların biyolojik veya hormonal nedenlerle matematiksel bir kavram olan asal sayıları arzuladığına dair, hiçbir bilimsel temeli olmayan, tamamen algoritmik halüsinasyonlardan oluşan bir metindi.
Normal şartlarda, herhangi bir bilimsel editörün veya hakemin, başlığı okuduğu anda reddetmesi gereken bu taslak metin, söz konusu yağmacı dergi tarafından ‘bilimsel bir çalışma’ olarak kabul edildi. Bu durum, akademik yayıncılıktaki denetimsizliğin boyutlarını gözler önüne sererken, şu acı gerçeği bir kez daha kanıtladı:
“Yağmacı yayıncılıkta içerik, metodoloji veya bilimsel gerçeğin hiçbir önemi yoktur. Geçerli olan tek kriter, yazarın kredi kartının çalışıyor olmasıdır.”
Bu olay, sadece tekil bir derginin hatası olarak görülemez; aksine, akademik yayıncılık ekosistemini tehdit eden sistemik bir sorunun sembolüdür. Geleneksel olarak bilimsel dergiler, gönderilen makaleleri alanında uzman hakemlere gönderir ve titiz bir inceleme sürecinden geçirir. Ancak ‘Pay-to-Publish’ (Yayınla-Öde) modeliyle çalışan yağmacı dergilerde bu süreç tamamen göstermeliktir.
Söz konusu skandalda dikkat çeken noktalar şunlardır:
Bu tür ‘çöp’ makalelerin yayınlanması, bilimsel bilgi havuzunu geri dönülemez şekilde kirletmektedir. Google Scholar ve diğer akademik indekslerin bu yayınları taraması, gelecekte yapılacak literatür taramalarında ciddi bilgi kirliliğine yol açacaktır. Daha da tehlikelisi, yapay zeka araçlarının giderek daha inandırıcı metinler üretebilmesi, sahte bilimin tespit edilmesini her geçen gün zorlaştırmaktadır.
Laboratuvar ve araştırma dünyasının bu tehdide karşı savunmasız kalmaması için küresel çapta bir seferberlik gerekmektedir. Araştırmacılar, yayınlarını gönderecekleri mecraları seçerken çok daha dikkatli olmalıdır. Özellikle Beall Listesi gibi yağmacı dergi listelerinin takibi ve güvenilir indekslerde (Web of Science, Scopus) yer almayan dergilere karşı şüpheyle yaklaşılması hayati önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, ‘Asal Sayı Aşeren Hamileler’ vakası, akademik dünyada bir fıkra gibi anlatılsa da, aslında bilimin güvenilirliğine saplanmış bir hançerdir. Teknoloji, sahtekarlığı kolaylaştırırken, bilim camiasının etik duvarlarını daha da sağlamlaştırması gerekmektedir.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work