
Tıp ve bilim dünyasının prestijli yayın organlarından BMJ Public Health, pandemi sürecinde COVID-19 aşılarını ölümlerle ilişkilendiren ve aşı karşıtı argümanlara zemin hazırlayan tartışmalı bir makaleyi resmi olarak geri çektiğini (retraction) duyurdu. Bu radikal karar, makaledeki veri setlerinin kaynağı olan araştırmacılardan birinin metodolojik hataları ve olası intihal vakalarını işaret etmesinden tam iki yılı aşkın bir süre sonra geldi.
6 Mayıs 2024 tarihinde yayımlanan söz konusu araştırma, “Our World in Data” veri tabanını ve Dünya Ölüm Veri Setini (World Mortality Dataset) kullanarak pandeminin zirve yaptığı dönemdeki COVID-19 kaynaklı ölümleri incelemişti. Makalenin yayımlanmasıyla birlikte uluslararası medya kuruluşları harekete geçmiş; The Telegraph makaleyi “Aşılar aşırı ölümlerdeki artışı tetiklemiş olabilir” manşetiyle sunarken, New York Post aşılamanın ardından bildirilen “ciddi yaralanmalar ve ölümler” iddialarına geniş yer ayırmıştı.
Ancak bilim camiasının tepkisi gecikmedi. Yayınlanmasından yaklaşık bir ay sonra makaleye eklenen “endişe beyanı” (expression of concern), çalışmanın böyle bir nedensellik bağı kurmadığını vurgulayarak iddiaları yumuşatmaya çalıştı. Aynı dönemde, makalenin dört yazarından üçünün görev yaptığı Hollanda merkezli Princess Máxima Center tarafından kurumsal bir soruşturma başlatıldığı duyuruldu.
Makaleyi inceleyen bağımsız eleştirmenler, metnin aşılar konusunda eksik alıntılarla dolu olduğunu ve “uygunsuz imalar barındırdığını” belirtti. Princess Máxima Center’ın yürüttüğü ve Ocak 2025’te tamamlanan kurumsal soruşturma raporu, bilimsel titizlik açısından ciddi zafiyetleri ortaya koydu. Soruşturma komitesi şu temel bulgulara ulaştı:
Sürecin en çarpıcı detaylarından biri, Kudüs İbrani Üniversitesi’nden ekonomist ve Dünya Ölüm Veri Setinin ortak yaratıcısı Ariel Karlinsky’nin iddiaları oldu. Karlinsky, verilerinin yanlış kullanıldığını ve makalesinden bütün metin bloklarının ile matematiksel gösterimlerin kopyalandığını belirterek dergiden defalarca geri çekme talebinde bulundu.
“Kendi makalemdeki ‘esneklik ve basitlik arasındaki uzlaşma’ ifadesinin, bu makalede ‘esneklik ve iffet arasında bir takas’ gibi anlamsız bir şekle nasıl dönüştürüldüğünü açıklamanın başka bir yolu yok. Bu tür ‘işkence görmüş ifadeler’ (tortured phrases) akademik intihalin en belirgin göstergeleridir.”
Soruşturmaların odağındaki baş yazar Saskia Mostert, 2024 yılında kurumundan istifa etti. Mostert, ABD Senatosu İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komitesi alt komitesinde verdiği ifadede, makalelerinin hükümetler ve medya tarafından uygulanan korku taktikleriyle hedef alındığını iddia etti. Akademik özgürlüğünün ihlal edildiğini ve sansüre uğradığını savunan Mostert, şu ifadeleri kullandı:
“Aşırı ölümlerin nedenleri konusunda kesinlik iddia etmedik. Sadece pandemiden önce var olmayan üç önemli olaya dikkat çekmek istedik: COVID enfeksiyonu, karantina önlemleri ve COVID aşıları. Kurumsal tepkiler, istenmeyen bilimsel soruları gündeme getirenleri itibarsızlaştırmak ve susturmak için bir taktik olarak kullanılıyor.”
Karlinsky, BMJ Group’un kriz yönetimini sert bir dille eleştirerek derginin temel sorunlara değinmekten kaçındığını ve süreci gereksiz yere uzattığını vurguladı. Derginin nihai kararı vermek için Mostert’ten yanıt beklediğini açıklaması üzerine Karlinsky, “Bu, bir cinayet şüphelisinin karakola gelmeyi reddettiği için yanına kar kalmasına izin vermek gibidir.” yorumunu yaptı.
Web of Science verilerine göre 21 kez atıf alan ve etkileşim puanlarıyla en üst %5’lik dilime giren bu çalışma, artık bilim tarihinin karanlık sayfalarında, 700’e yakın geri çekilmiş COVID-19 makalesinin arasında yer alıyor. Bu vaka, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren konularda hakem değerlendirme (peer-review) süreçlerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work