Bilim Dünyasında Şok Etkisi: 25 Yıllık Tıbbi Literatürün ‘Kurgu’ Olduğu İtiraf Edildi

7 Mart 2026
3 dk dk okuma süresi
Bilim Dünyasında Şok Etkisi: 25 Yıllık Tıbbi Literatürün ‘Kurgu’ Olduğu İtiraf Edildi

Tıbbi yayıncılık dünyası, Kanada Pediatri Derneği’nin (Canadian Paediatric Society) resmi yayın organı olan Paediatrics & Child Health dergisinden gelen itirafla sarsıldı. Dergi, son 25 yılda yayınladığı ve bilimsel literatüre ‘gerçek vaka’ gibi giren 138 makale için toplu bir düzeltme (correction) yayınlayarak, bu vakaların aslında tamamen kurgusal olduğunu duyurdu.

Eğitim Materyali mi, Bilimsel Yanıltma mı?

2000 yılından bu yana Kanada Pediatrik Sürveyans Programı (CPSP) serisi altında yayınlanan bu makaleler, dışarıdan bakıldığında standart, hakemli vaka raporlarından farksızdı. Her biri bir hasta öyküsü ile başlıyor, istatistikler ve klinik gözlemler içeren ‘öğrenme noktaları’ ile devam ediyordu. Ancak kritik bir eksiklik vardı: Makalelerin hiçbir yerinde bu vakaların eğitim amaçlı yazılmış senaryolar olduğu belirtilmiyordu.

PubMed Central ve diğer akademik dizinlerde gerçek bilimsel veriler gibi taranan bu makaleler, yıllarca araştırmacılar tarafından kaynak gösterildi ve atıf aldı. Semantic Scholar verilerine göre, söz konusu 138 makaleden 61’i en az bir kez atıf alırken, toplamda 218 bilimsel atıf gerçekleşti.

Skandalı Ortaya Çıkaran ‘Bebek Mavi’ Vakası

Bu devasa düzeltme dalgasının tetikleyicisi, The New Yorker dergisinde yayınlanan ve toksikoloji dünyasında ses getiren bir araştırma dosyası oldu. Dosya, 2010 yılında yayınlanan ve ‘Bebek Mavi’ (Baby boy blue) olarak bilinen bir vaka raporuna odaklanıyordu. Rapor, annesi kodein ile asetaminofen kullanan bir bebeğin anne sütü yoluyla opioid maruziyeti sonucu zehirlendiğini iddia ediyordu.

Ancak gerçekler, Toronto Üniversitesi’nden Tıp ve Pediatri Profesörü David Juurlink‘in ısrarlı takibiyle aydınlandı. Juurlink, kodeinin anne sütüyle bebekte letal dozlara ulaşmasının farmakolojik olarak imkansıza yakın olduğunu yıllardır savunuyordu. The New Yorker makalesi, söz konusu vaka raporunun yazarlarından birinin, vakanın tamamen uydurma olduğunu itiraf ettiğini ortaya koydu.

“Bu makale, gerçek bir klinik vaka formatında yapılandırılmış, bu şekilde indekslenmiş ve gerçek bir klinik gözlem gibi atıf almıştır. Okuyucuların bunun kurgu olduğunu bilmelerinin hiçbir yolu yoktu. Yayınlandığı sırada ifşa edilmeden gerçek bir vaka raporu formatında sunulan kurgusal bir anlatı, bilimsel kayıtlarda fabrikasyondan (sahtecilikten) farksızdır.”
— Prof. Dr. David Juurlink, Toronto Üniversitesi

Editörden İtiraf ve Yetersiz Önlemler

Derginin Baş Editörü Joan Robinson, Retraction Watch’a yaptığı açıklamada, “New Yorker makalesine dayanarak, vakaların kurgusal olduğunu netleştirmek adına 138 yayının tamamına bir düzeltme notu ekleme kararı aldık” dedi. Robinson, bu formatın hasta gizliliğini korumak amacıyla seçildiğini ve çoğunun çok bilinen durumlar (sifiliz, fetal alkol sendromu vb.) için yazıldığını savundu.

Ancak eleştirmenler, ‘düzeltme’ (correction) işleminin yetersiz olduğunu, bilimsel temelleri çökmüş ve yanıltıcı bilgi içeren bu makalelerin, özellikle de opioid toksisitesi gibi kritik konulardakilerin derhal geri çekilmesi (retraction) gerektiğini vurguluyor.

Kurunun Yanında Yaş da Yandı

Derginin panikle yaptığı toplu düzeltme işlemi, trajikomik bir hataya da neden oldu. Gerçek bir vaka sunan Dr. Farah Abdulsatar’ın 2019 tarihli makalesi de ‘kurgusal’ etiketi yiyenler listesine dahil edildi. Dr. Abdulsatar, “Makalem gerçek bir klinik öykü içeriyordu. Düzeltme listesinde kendi makalemi görünce büyük hayal kırıklığına uğradım” ifadelerini kullandı. Dergi yönetimi hatayı kabul etse de, düzeltmenin düzeltilmesinin zorlu bir süreç olacağını belirtti.

Bilimsel Güvenilirlik Zedeleniyor

Eski JAMA editörü George Lundberg’in de belirttiği gibi, hakemli dergilerdeki okuyucular, aksi belirtilmedikçe okudukları metnin olabildiğince doğru, orijinal ve olgusal olduğuna inanma hakkına sahiptir. ‘Alternatif gerçekler’in bilimsel literatürde yeri yoktur. Bu olay, editöryal süreçlerdeki şeffaflık eksikliğinin, kanıta dayalı tıbba nasıl zarar verebileceğinin en çarpıcı örneği olarak tarihe geçti.

Editör Yorumu!

Bu olay, sadece Kanada'yı değil, Türkiye'deki araştırmacıları ve laboratuvar profesyonellerini de yakından ilgilendiriyor. Ülkemizde akademik yükselme kriterlerinde (Doçentlik vb.) uluslararası yayın sayısı ve atıflar kritik bir rol oynuyor. Ancak bu skandal, 'indekslenen' her verinin 'gerçek' olmayabileceğini acı bir şekilde hatırlatıyor. Özellikle literatür taraması yapan yerli araştırmacılarımızın, vaka raporlarını kaynak gösterirken metodolojiyi iki kez kontrol etmesi elzemdir. Ayrıca, Türkiye'deki hakemli dergilerin de 'eğitimsel vinyetler' ile 'gerçek klinik verileri' birbirinden ayıracak etiketleme standartlarını (metadata düzeyinde) gözden geçirmesi gerekiyor. TÜBİTAK ULAKBİM ve üniversite kütüphanelerinin bu tür 'toplu düzeltme' veya 'retraksiyon' kararlarını sistemlerine entegre etme hızı, araştırmacılarımızın yanlış veriye dayalı çalışma yapmasını engellemek adına hayati önem taşıyor.

Paediatrics & Child Health dergisi, son 25 yılda yayınladığı ve bilimsel literatüre gerçek vaka gibi giren 138 makalenin, aslında eğitim amaçlı yazılmış kurgusal senaryolar olduğunu itiraf etmiş ve bu makaleler için düzeltme yayınlamıştır.

Prof. Dr. David Juurlink'in, annesi kodein kullanan bir bebeğin zehirlendiğini iddia eden bu vakanın farmakolojik olarak imkansız olduğunu kanıtlaması, derginin yıllardır süren 'kurgusal vaka' politikasını ifşa eden kıvılcım olmuştur.

Türkiye'deki akademik yükselme kriterlerinde uluslararası yayın ve atıflar belirleyici olduğundan, araştırmacıların literatür taramalarında 'kurgu' verileri kaynak gösterme riski doğmuştur; bu da metodoloji kontrolünün önemini artırmaktadır.

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

LabHaber

Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.