
Bilimsel yayıncılığın ve araştırmaların temel taşı olan hakem değerlendirmesi (peer review) süreci, üretken yapay zeka (Generative AI) teknolojilerinin yıkıcı etkisiyle sarsılıyor. Dünyanın önde gelen bilimsel konferanslarının organizatörleri, değerlendirme sürecini hızlandırmak veya tamamen otomatize etmek amacıyla yapay zeka araçlarını kullanan hakemleri tespit etmek için benzeri görülmemiş yöntemlere başvurmaya başladı. Aralık 2026’da Avustralya’nın Sidney kentinde düzenlenmesi planlanan 40. Yıllık Sinirsel Bilgi İşleme Sistemleri Konferansı (NeurIPS), bu mücadelenin en sıcak cephelerinden biri haline gelmiş durumda.
NeurIPS organizasyon komitesi, hakemlerin inceledikleri makaleleri ChatGPT gibi yapay zeka sohbet robotlarına yüklemelerini kesin bir dille yasaklıyor. Bu yasağın temelinde, henüz yayınlanmamış bilimsel çalışmaların üçüncü taraf sunuculara yüklenmesinin yaratacağı devasa gizlilik ihlalleri yatıyor. Konferans el kitabında, hakemlerin arka plan araştırması yapmak için yapay zekayı kullanmalarına izin verildiği, ancak orijinal metinlerin kesinlikle bu sistemlere beslenemeyeceği vurgulanıyor. Ancak kuralların ihlal edildiğini fark eden organizatörler, durumu kontrol altına almak için radikal bir gizli komut enjeksiyonu (prompt injection) stratejisi geliştirdi.
Hakemlerin sisteme yüklediği değerlendirme raporlarının yapay zeka tarafından yazılıp yazılmadığını anlamak için makalelerin içine insan gözüyle fark edilemeyen, ancak Büyük Dil Modelleri (LLM) tarafından algılanabilen gizli talimatlar yerleştiriliyor. Bu sistemin işleyişi teknik olarak şu detayları barındırıyor:
Bu sert önlemler, akademik camiada ciddi bir infiale ve etik tartışmalara yol açtı. Leibniz Üniversitesi Hannover’den bilgisayar bilimcisi Sören Auer, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, makalelere yerleştirilen dolaylı komut enjeksiyonlarının akademik dünyanın üzerine inşa edildiği güven ortamını zedelediğini savundu.
“Kötü niyeti varsayan bir tuzak tasarlamak, tüm sistemin dayandığı güven ilişkisini aşındırıyor. Hakemlerinizi birer şüpheli olarak görerek sağlıklı bir değerlendirme kültürü inşa edemezsiniz.”
Auer’in deneyimi, sistemin barındırdığı tehlikeleri de gözler önüne seriyor. Kendisine değerlendirmesi için gönderilen sekiz NeurIPS makalesinden birini incelerken, PDF dosyasını Microsoft Word formatına dönüştürdüğünde gizli komutları görünür hale getirdi. Başlangıçta bu komutların, yapay zekayı manipüle edip olumlu bir rapor almak isteyen makale yazarları tarafından eklendiğini düşünen Auer, makaleyi doğrudan reddetme kararı aldı. Ancak ikinci bir makalede aynı durumu fark edip çevrimiçi forumlarda (Reddit) diğer araştırmacıların tartışmalarını okuduğunda gerçeği anladı. Bu durum, organizatörlerin yerleştirdiği tuzaklardan habersiz olan hakemlerin, masum yazarların makalelerini haksız yere reddetme riskini doğuruyor.
Surrey Üniversitesi’nden yapay zeka araştırmacısı Sara Atito da benzer bir deneyim yaşayarak, incelediği dört makalede aynı tuzağı tespit ettiğini belirtiyor. Atito, gizli komutları “zayıf bir mekanizma” olarak nitelendirerek sorunun kaynağına işaret ediyor: “Sistemin görünen başarısızlık noktası oldukları için faturayı tamamen hakemlere kesiyoruz. Ancak bu yaklaşım, bilimsel hakemlik sürecinin altında yatan aşırı iş yükü, ücretsiz emek ve tükenmişlik gibi daha büyük sorunları çözmüyor.”
Öte yandan, bu sert stratejinin güçlü savunucuları da var. Carnegie Mellon Üniversitesi’nden bilgisayar bilimcisi ve Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenecek olan 43. Uluslararası Makine Öğrenimi Konferansı’nın (ICML 2026) bilimsel dürüstlük başkanı Nihar Shah, gizli komut uygulamasının “uygulanabilir ve son derece etkili” olduğunu vurguluyor. Shah’ın liderliğinde ICML’de uygulanan benzer bir tuzak sistemi, yüzlerce hakemin gizlilik kurallarını ihlal ederek yapay zeka kullandığını ortaya çıkardı.
Ortaya çıkan tablo, sorunun boyutlarının ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. ICML 2026, yapay zeka inceleme politikalarının ihlali nedeniyle 500’e yakın makaleyi doğrudan reddetti (desk-reject). Bu rakam, konferansın bu yıl aldığı toplam başvuru sayısının yaklaşık yüzde 2’sine tekabül ediyor. Shah, akademisyenlerin hiçbir entelektüel çaba sarf etmeden kopyala-yapıştır yapay zeka incelemeleri sunmasından bıktığını ve bu müdahalenin bilim camiasından “ezici bir destek” gördüğünü belirtiyor.
Sonuç olarak, üretken yapay zekanın bilimsel bilgi üretimi ve denetimi süreçlerine entegrasyonu sancılı bir şekilde ilerliyor. Yapay zekanın tamamen yasaklanması yerine, bilimsel dürüstlüğü koruyacak şeffaf, etik ve sürdürülebilir yeni bir hakem değerlendirme paradigmasının acilen tartışmaya açılması gerekiyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work