
Kadınlar, dört milyarı aşkın nüfuslarıyla dünya genelinin yüzde 49,7’sini oluşturuyor. Ancak televizyonu açtığınızda, bir gazete okuduğunuzda veya dijital haber platformlarında gezindiğinizde karşınıza çıkan dünya, gerçeğin çok daha farklı bir versiyonunu sunuyor. Haberlerdeki toplumsal cinsiyet dağılımını analiz eden Küresel Medya İzleme Projesi’ne (GMMP) göre, medyada görülen, duyulan veya hakkında konuşulan kişilerin yalnızca yüzde 26’sı kadın.
Peki, tarafsızlık ve nesnellik iddialarının en güçlü olduğu bilimsel iletişim dünyasında durum farklı mı? Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden (ANU) bilim iletişimi araştırmacısı Merryn McKinnon, bilim haberlerinin de benzer bir dengesizliği yansıtıp yansıtmadığını araştırmak üzere derinlemesine bir çalışmaya imza attı. Journal of Science Communication (Bilim İletişimi Dergisi) platformunda yayımlanan bu çarpıcı araştırma, toplumun bilimsel algısını şekillendiren medya organlarının, uzman görüşü alırken hala ezici bir çoğunlukla erkek seslerine yöneldiğini kanıtlıyor.
McKinnon ve araştırma ekibi, 2018 ile 2022 yılları arasındaki beş yıllık bir periyodu kapsayan, demografik çeşitliliği yüksek 18 farklı medya kuruluşunu inceledi. Önceki araştırmaların, bir yılın içerik profilini belirlemede güvenilir bir gösterge olduğunu kanıtladığı “rastgele seçilmiş iki haftalık” zaman dilimleri baz alınarak toplam 2.551 bilimsel makale ve haber analiz edildi.
Ortaya çıkan tablo, bilim basınının perde arkasındaki yapısal sorunları gün yüzüne çıkarıyor. Çalışmaya göre, analiz edilen beş yıl boyunca tüm yayın organları erkekleri çok daha yüksek oranda doğrudan kaynak olarak kullandı. Makalelerin yüzde 72 ila 80’i erkekleri doğrudan alıntı yaparken, kadın bilim insanlarının doğrudan görüş bildirdiği makalelerin oranı sadece yüzde 41 ila 48 bandında sıkışıp kaldı.
“Bu konudaki araştırmaları görmek her zaman sevindirici. GMMP cinsiyet ve habercilik konusunda genel bir bakış sunarken, McKinnon’ın çalışması konum ve konu bazlı verilerle daha detaylı bir röntgen çekiyor. Bilim dünyasındaki uzman kadınlara odaklanan böyle bir analizin yapılmış olması son derece kritik.” – Kathryn Shine, Curtin Üniversitesi Gazetecilik Araştırmacısı
Araştırmanın en endişe verici bulgularından biri, kadınların iş gücünü domine ettiği disiplinlerde dahi medyanın erkek uzmanlara yönelmesiydi. Curtin Üniversitesi’nden Kathryn Shine bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Beni asıl kaygılandıran şey, kadınların çoğunlukta olduğu ve iş gücünün bel kemiğini oluşturduğu alanlarda bile erkeklerin haber kaynağı olarak aşırı temsil edilmesi oldu.”
İstatistikler bu kaygıyı doğruluyor: Avustralya’da sağlıkla ilgili mesleklerde çalışanların yüzde 75’i kadın. Ancak sağlık ve tıp alanındaki haberlerin yarısı doğrudan erkekleri alıntılarken, yalnızca yüzde 36’sı kadınları uzman kaynağı olarak kullanıyor.
Johns Hopkins Üniversitesi Bilim Yazarlığı Programı öğretim üyesi ve bilim gazetecisi Anne Connor’a göre bu durum sadece bölgesel bir sorun değil. Amerika Birleşik Devletleri’nde ve küresel ölçekte de benzer bir çarpıklık mevcut. Connor, bu orantısızlığın temel nedenlerinden birini akademik hiyerarşi ve yaş faktörü ile açıklıyor:
“Bunun en büyük sebeplerinden biri, medyaya genellikle ilk röportaj verenlerin kıdemli (senior) araştırmacılar olması ve bu kişilerin alt kademedeki (junior) meslektaşlarına kıyasla daha yaşlı ve çoğunlukla erkek olmalarıdır. Bilimsel iş gücüne daha yakın zamanda katılan kadınlar gibi gruplar, en üst kata çıkmak için hala ‘zaman asansöründe’ yolculuk ediyorlar.”
McKinnon, Shine ve Connor’a göre gazetecilerin, kurumların ve bilim iletişimcilerinin bu cinsiyet uçurumunu kapatmak için proaktif adımlar atması gerekiyor. Medyanın hız odaklı doğası anlaşılır olsa da, bu durum çeşitliliğin önünde bir bahane olmamalı. Uzmanların önerdiği çözüm stratejileri şunlar:
Sonuç olarak, sayısal verilerin ardındaki motivasyonları anlamak için daha fazla nitel (kalitatif) araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Medyada yer almayan kadınların, özellikle de engelli kadınların, azınlık gruplarına mensup araştırmacıların ve farklı yaş gruplarındaki bilim insanlarının neden arka planda kaldığı sorusu, bilim iletişiminin geleceği için kilit bir rol oynuyor. Bilim dünyasına katılan kadın sayısı arttıkça dengenin kurulacağına dair umutlar yeşerse de, medyanın bu süreci hızlandırmak için kendi yapısal önyargılarıyla yüzleşme vakti çoktan geldi.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work