
Küresel tıp ve laboratuvar ekosistemi, araştırma bütçelerinin büyük bir kısmını hükümet destekli fonlardan sağlamaktadır. Ancak bilimin rotası ile politik ideolojilerin çatıştığı anlarda ne olur? Amerika Birleşik Devletleri’nde bu sorunun yanıtı, tıp tarihinde benzerine az rastlanır bir kararla verildi. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Birliği (American College of Obstetricians and Gynecologists – ACOG), federal yönetim tarafından dikte edilen yeni bilim ve sağlık politikalarına karşı çıkarak milyonlarca dolarlık hükümet hibesini reddetti.
Bu hamle, kanıta dayalı tıp (evidence-based medicine) ilkelerini, siyasi beklentilerin ve fon kesintisi tehditlerinin üzerinde tutan vizyoner bir başkaldırı olarak literatüre geçiyor.
Federal hükümetin tıp ve laboratuvar araştırmaları politikalarında yaptığı dramatik değişiklikler, sektörde bir domino etkisi yarattı. Bütçe kesintilerinin yanı sıra, araştırma kurumlarında çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (Diversity, Equity, and Inclusion – DEI) çalışmalarının sansürlenmesi, laboratuvarlardan ve federal kurumlardan çok sayıda bilim insanının işten çıkarılmasına yol açtı. Doktora kabullerindeki sert düşüşler ve durdurulan kritik klinik araştırmalar, ABD bilim ekosistemini derinden sarstı.
Bu yeni politikaların, bilimsel araştırmaların tarafsızlığına zarar vereceğini ve kurumları hukuki bir açmaza sürükleyeceğini öngören ACOG, anne sağlığı, bağışıklama ve kadın hastalıkları üzerine yürüttüğü çalışmalar için sağlanan federal fonlardan çekilme kararı aldı. Bu adım, bir tıbbi meslek örgütünün idarenin öne sürdüğü koşulları reddederek federal fonları elinin tersiyle ittiği ilk örnek olarak tarihe geçti.
The Lancet Obstetrics, Gynecology, and Women’s Health dergisinde yayınlanan kapsamlı bir mektupta, ACOG Başkanı Steven Fleischman ve İcra Kurulu Başkanı Sandra Brooks, bu tarihi kararın gerekçelerini tıp dünyasıyla paylaştı. Fleischman mektupta şu ifadelere yer verdi:
“Federal fon gereksinimlerinde yapılan değişikliklerin, bazı program hedeflerimize ulaşmamızı ve hastalarımıza zamanında, kanıta dayalı kılavuzlar ve bakım önerileri sunmamızı engelleyeceği netleştiğinde, federal fonlardan uzaklaşma planlarına başladık.”
1951 yılında kurulan ve ABD, Kanada ile Orta ve Güney Amerika’da 60.000’den fazla tıp öğrencisi, hekim ve sağlık profesyonelini temsil eden ACOG, operasyonlarını büyük ölçüde ACOG Vakfı (ACOG Foundation) üzerinden yürütüyordu. Vakıf, sadece yakın zamanda kadın sağlığı kılavuzlarının güncellenmesi ve anne-çocuk sağlığı çalışmaları için ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı’ndan (HHS) 950.000 dolar almış, bir önceki yıl ise fetal alkol spektrum bozukluğu önleme programları için 1 milyon doları aşan hibeler kullanmıştı. Tüm bu devasa bütçe kalemleri, kurumun bağımsızlık vizyonu uğruna tek kalemde silindi.
Hükümet ile ACOG arasındaki iplerin kopmasına neden olan temel politika farklılıkları şu şekilde özetleniyor:
ACOG’un bu ilkeli duruşuna ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı’nın (HHS) yanıtı oldukça sert ve kutuplaştırıcı oldu. HHS Sözcüsü Andrew Nixon, yaptığı açıklamada şu sözleri sarf etti:
“Bu Amerikan vergi mükellefleri için harika bir haber. ACOG’un kendini federal maaş bordrosundan çıkarması, bugüne kadar aldıkları en sorumlu bütçe kararı olabilir. HHS olarak, kadın koruyucu sağlık hizmetleri kılavuzlarının altın standartlarda, kanıta dayalı bilimi yansıtmasını yasalara uygun bir şekilde sağlamaya devam edeceğiz.”
ACOG’un kararı, tıp camiasında büyük bir yankı uyandırdı. Northwestern Üniversitesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Melissa Simon, bu hamleyi “Son derece cesur ve önemli bir eylem” olarak nitelendirdi. Simon’a göre bu adım, sağlık politikalarının bilimsel gerçeklikten ziyade ideolojilerle şekillendirilmesine karşı verilmiş en güçlü tepkilerden biri.
Simon, kararın sektörel boyutunu şu sözlerle değerlendirdi: “ACOG bu duruşuyla aslında şunu söylüyor; biz profesyonel bir meslek örgütüyüz. Kadınlar başta olmak üzere ailelerin ve toplumların sağlığını savunuyoruz. Eğer hükümet savunduğumuz bu değerlerin altını oyacaksa, sizin fonlarınızı kabul etmiyoruz.”
ACOG yönetimi, federal hükümetin kapılarını tamamen kapatmış değil; ancak “program hedeflerinin uyuştuğu” durumlar haricinde kendi öz kaynaklarıyla yola devam etmek için yeni sistemler ve gelir modelleri üzerinde çalışıyor. Bu kriz, bağımsız bilim kuruluşlarının ekonomik özgürlüklerinin ne denli hayati olduğunu tüm dünyaya bir kez daha kanıtlıyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work