
Pek çoğumuz lise biyoloji derslerinde DNA’nın çift sarmallı yapısının keşfini heyecanla okumuşuzdur. Temel bilimler kitapları genellikle James Watson, Francis Crick ve Maurice Wilkins isimlerini akademik birer kahraman olarak altın harflerle yazar. Ancak bu devasa keşfin ardındaki en kritik veriyi sağlayan, meşhur ‘Fotoğraf 51’in sahibi olan bilim insanının adı, on yıllar boyunca sayfalarda yer almadı: Rosalind Franklin.
İşte bu sistemik yok sayılma, bugün küresel ölçekte ses getiren bir girişimin temelini oluşturdu. Kanada’daki Guelph Üniversitesi’nde Biyomedikal Bilimler eğitimi alan Shehroze Saharan’ın lise yıllarında yaşadığı bir aydınlanma anı, dijital beşeri bilimler (digital humanities) ile birleşerek Matilda Projesi (The Matilda Project) adını aldı.
“Biyoloji öğretmenimiz ders kitabındaki DNA hikayesini anlattıktan sonra ekledi: ‘Bu hikayenin yapı taşı olan ancak adını ders kitabında göremeyeceğiniz biri daha var. Çalışmaları izinsiz kullanılan ve hak ettiği krediyi asla alamayan Rosalind Franklin…’ Bu adaletsizlik zihnimde derin bir iz bıraktı.”
Tasarımcı kardeşi Shehryar Saharan ile güçlerini birleştiren Shehroze, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarında çalışmaları görmezden gelinen kadınları sanat ve hikayecilik aracılığıyla onurlandırmak için çevrimiçi bir eğitim platformu kurdu.
Projenin ismini aldığı Matilda Etkisi (The Matilda Effect), aslında kökleri 19. yüzyıla dayanan sosyolojik bir kavrama dayanıyor. 1883 yılında kölelik karşıtı ve kadın hakları savunucusu Matilda Joslyn Gage, “Bir Mucit Olarak Kadın” başlıklı makalesinde, toplumun kadınların bilimsel ve teknolojik ilerlemelere yaptığı katkıları nasıl kasıtlı olarak görmezden geldiğini detaylandırmıştı.
Bundan yaklaşık bir asır sonra, 1993 yılında, Cornell Üniversitesi’nden bilim tarihçisi Margaret Rossiter, bilimsel makalelerde ve ödüllerde kadınların başarılarının sürekli olarak erkek meslektaşlarına atfedilmesi durumunu, Gage’in anısına “Matilda Etkisi” olarak literatüre kazandırdı. Saharan kardeşlerin üniversitenin bitirme projesi olarak başlattığı bu girişim, Ontario hükümeti ve eCampus Ontario gibi saygın kurumlardan aldığı fonlarla bugün geniş çaplı bir akademik arşive dönüşmüş durumda.
Araştırma ekibi, projeye dahil edilecek isimleri belirlerken katı ama bir o kadar da sarsıcı kriterler uyguluyor:
Shehroze Saharan, şu ana kadar 190’dan fazla kadın bilim insanının listelendiğini belirtiyor. Ancak bu başarının ardında acı bir gerçek yatıyor: “Sadece üç yıl içinde, hakları gasp edilmiş 190 farklı bilim kadınına bu kadar kolay ulaşabilmek gerçekten cesaret kırıcı bir durum.”
Proje sadece Rosalind Franklin gibi popüler figürleri değil, kimya alanında ABD’de doktora yapan ilk Afrika kökenli Amerikalı kadın olan biyokimyacı Marie Maynard Daly ve İndus Nehri yunuslarını izleyen ilk araştırmacı olan Uzma Khan gibi niş alanlarda devrim yaratmış isimleri de özel illüstrasyonlar ve derinlemesine makalelerle kamuoyuna sunuyor.
Matilda Projesi’nin en çok vurguladığı noktalardan biri, bu problemin sadece tozlu tarih sayfalarında kalmadığı gerçeği. Bilim dünyasındaki cinsiyet önyargısı (gender bias), bugün makalelerin hakem değerlendirme (peer-review) süreçlerinde geçirdiği sürelerden, laboratuvar baş araştırmacısı (PI – Principal Investigator) pozisyonlarına atanma oranlarına kadar kendini hissettirmeye devam ediyor.
“Bu projeyi anlattığımda, özellikle güç sahibi pozisyonlardaki erkeklerden sıkça şu tepkiyi alıyorum: ‘Çok ilginç bir proje ama bunu neden yapıyorsunuz? Artık böyle şeyler olmuyor.’ Bu inanılmaz bir yanılgı.”
Ekip, bu yanılgıyı kırmak adına sadece tarihsel figürleri değil, günümüzde modern laboratuvarlarda benzer haksızlıklara uğrayan aktif araştırmacıları da platformlarına taşıyor. Akademik camiadan akademisyenleri, lisans öğrencilerini ve sanatçıları bu biyografileri yazmaya ve resmetmeye davet ederek, bilimin görünmez kahramanlarını gün ışığına çıkarıyorlar.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work