
Bilim dünyasında kabul görmüş, yazılı olmayan bir hiyerarşi mevcuttur. Uzay araştırmaları veya onkoloji çalışmaları, finansman piramidinin en tepesinde yer alırken; vombatların dışkı yapılarını inceleyen veya makarna sosunun akışkan dinamiğini analiz eden araştırmalar genellikle ‘hafif’ veya ‘gereksiz’ olarak yaftalanır. Peki, ‘önemli bilim’ ile ‘önemsiz bilim’ arasındaki bu keskin çizgiyi kim, neye göre belirliyor?
Moleküler ekolog kökenli bilim iletişimcisi Upasana Sarraju, bu temel sorunun peşine düşerek bilimsel değer algısını kökten sorgulayan bir çalışmaya imza attı. Sarraju’nun kaleme aldığı ‘UNRULY: The Ig Nobel Prizes and the Science That Refuses to Behave’ adlı kitap, toplumun ve akademik camianın bilimsel soruları nasıl kategorize ettiğini derinlemesine inceliyor.
Sarraju’nun kitabı, okuyucuyu sadece güldürmeyi değil, aynı zamanda düşündürmeyi amaçlayan Ig Nobel ödüllerini bir mercek (lens) olarak kullanıyor. ‘Önce güldüren, sonra düşündüren araştırma’ mottosuyla bilinen bu ödüller, aslında bilimsel metodolojinin sınırlarını zorlayan ve yerleşik kalıplara meydan okuyan çalışmaların bir vitrini niteliğinde.
Sarraju, kitabını tanımlarken şu ifadeleri kullanıyor:
“Bu kitap, yerinde durmayı reddeden bilim ve bilim insanları hakkındadır. Bunu, sıradan bir düşünürün tuhaf bilime ve daha da tuhaf bilim insanlarına yazdığı bir aşk mektubu olarak nitelendiriyorum.”
Kitap, toplumun doğal olarak ‘önemli’ ve ‘saygın’ kabul ettiği bilimsel alanların dışına çıkarak, marjinalize edilen soruların aslında bilimin ilerleyişinde nasıl kritik bir rol oynayabileceğini gözler önüne seriyor. Yazar, ‘gerçek’ bilimin ne olduğu ve halkın hangi bilimsel hikayeleri duyacağına kimlerin karar verdiği (gatekeepers) konusundaki güç dengelerini ifşa ediyor.
Bu derinlemesine analizin kökleri, Sarraju’nun Johns Hopkins Üniversitesi’ndeki bilim yazarlığı yüksek lisans programındaki bir ödeve dayanıyor. Ig Nobel ödüllerinin uzun süredir takipçisi olan yazar, ödülün yaratıcısı Marc Abrahams ile iletişime geçerek başladığı bu süreci, Hindistan Bilim Kitabı Bursu (India Science Book Fellowship) desteğiyle bir popüler bilim kitabına dönüştürdü.
Süreci, ‘dünyayı değiştirmekten ziyade, eldeki verilerin getirdiği bir zorunluluk’ olarak tanımlayan Sarraju, kitap için düzinelerce röportaj gerçekleştirdi. Bu röportajlar arasında hem Ig Nobel ödülü kazanmış bilim insanları hem de bu ödüllerden habersiz araştırmacılar yer alıyor. Ortaya çıkan eser, okuyucuyu Ig Nobel evreninde bir tura çıkararak, eğlencenin ötesindeki bilimsel derinliği keşfetmeye davet ediyor.
Sarraju’nun çalışması, sadece ilginç anekdotların derlendiği bir antoloji olmanın ötesinde, bilim sosyolojisine dair ciddi eleştiriler içeriyor. Yazar, kitabın yazım sürecinde, bilimi kimin çerçevelediği ve bağlamsallaştırdığı (contextualize) konusunda çarpıcı gerçeklerle yüzleştiğini belirtiyor.
Bilimsel camiadaki ‘uyum sağlama’ eğilimine dikkat çeken Sarraju, şu tespitte bulunuyor:
UNRULY, okuyuculara bilimsel araştırmaları kategorize ederken kullandıkları filtreleri yeniden gözden geçirme çağrısında bulunuyor. Ciddi ve gayri ciddi bilimsel fikirler arasındaki ayrıma dair yerleşik inançları değiştirmek zor olsa da, Sarraju bu farkındalığın araştırmacılar ve toplum için özgürleştirici bir adım olduğunu vurguluyor.
Yazara göre; bu ikilemi (dichotomy) kategorize etme eğilimimizin farkına vardığımız anda, bu önyargılardan uzaklaşma ve bilimi daha objektif, daha kapsayıcı bir şekilde değerlendirme gücüne kavuşuyoruz.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work