
Tıbbi bilimlerde kadın sağlığı araştırmaları, özellikle üreme sisteminin işleyişine odaklandığında, yıllarca sadece östrojen ve progesteron gibi iyi bilinen hormonların ritmik değişimleri ile sınırlandırılmıştı. Aarhus Üniversitesi ve Kopenhag Üniversite Hastanesinden bir grup araştırmacı, adet döngüsünün yalnızca bu birkaç hormondan çok daha fazlası tarafından yönetildiğini gösteren devrim niteliğinde bir araştırmaya imza attı. Nature Medicine dergisinde yayımlanan bu yeni çalışma, adet döngüsü boyunca vücutta biyolojik değişimlere yön veren 200’e yakın plazma proteini saptayarak üreme hastalıklarının tanısında yeni nesil biyobelirteç (biomarker) arayışlarına kapı aralıyor.
Bir tıbbi araştırmacı için adet döngüsünü anlamak genellikle doku bazlı incelemelerle sınırlıdır. Önceki yıllarda araştırmacılar, biyolojik süreçleri anlamlandırmak için genellikle adet kanını veya endometriyum dokusunu incelerdi. Ancak Aarhus Üniversitesi’nden Klinik Biyokimya Araştırmacısı Dr. Jonas Ghouse ve Kopenhag Üniversite Hastanesi Üreme Tıbbı Araştırmacısı Dr. Iben Riishede öncülüğündeki ekip, dikkatlerini dolaşım sistemine, yani plazma proteinlerine yöneltti. Araştırmacılar, dolaşımdaki proteinlerin sistemik fizyolojiyi yansıtan güçlü sinyaller taşıdığını savunarak sadece rahim değil, tüm vücudun tepkilerini ölçmeyi başardı.
“Burada çalıştıkları plazma proteomikleri (plasma proteomics), dolaşım belirteçlerine dayanıyor ve bu, sadece endometriyumu değil, tüm vücut dokularını yansıtabiliyor.”
Bu yaklaşım, endometriyum biyopsisi gibi girişimsel yöntemlerin zorluklarını aşarak, kan tahlili gibi pratik uygulamalarla hastalık tespiti ve tedavi planlaması yapılabilmesine olanak tanıyor.
Araştırma ekibi, projeleri için yaklaşık yarım milyon insanın sağlık verisini içeren UK Biobank veri tabanını kullandı. Bu geniş veri havuzu, genellikle sınırlı katılımcılarla gerçekleştirilen (çoğunlukla 100 kişiyi geçmeyen) proteomik çalışmaların ötesine geçme imkanı sundu.
Bu devasa veri analizinin sonucunda, adet döngüsü boyunca seviyeleri anlamlı derecede değişen 200’e yakın protein keşfedildi.
Tespit edilen proteinler; üreme hormonlarını, sitokinleri (cytokines) ve büyüme faktörlerini içeriyor. Analizler, bu proteinlerin döngünün farklı aşamalarında spesifik biyolojik işlevleri yansıttığını gösteriyor:
Bu bulgular, geçmişte elde edilmiş transkriptomik (transcriptomic) verilerle desteklenerek bu proteinlerin rahim iç zarı hücrelerinde zenginleştiğini gösteriyor.
Dr. Jonas Ghouse ve ekibinin keşfi, sadece adet döngüsünün doğal seyrini haritalandırmakla kalmıyor, aynı zamanda bu sürecin patolojik durumlarla nasıl örtüştüğüne dair güçlü ipuçları sağlıyor. Sağlıklı kadınlardan elde edilen bu proteomik veriler, rahim miyomları, düzensiz kanamalar ve teşhisi en çok geciken hastalıklardan biri olan endometriyozis (endometriosis) ile ilişkilendirilen 40’tan fazla protein ile örtüştü.
“Örneğin, endometriyozis öngörmede pek iyi değiliz. Pek çok hasta teşhis gecikmesi yaşıyor. Bu tür çalışmalarda biyobelirteç bulmak, erken teşhis etmek ve daha erken tedavi etmek için pek çok perspektif bulunuyor.”
Erken gebelik kaybı, implantasyon (tutunma) başarısızlığı ve işlevsiz adet döngüsü olan kadınlarda aynı belirteçlerin incelenmesi, tanı sürecinde kilit bir rol oynayabilir.
Araştırma büyük bir başarıya imza atsa da, bilim insanları bazı noktalarda daha ileri adımlar atılması gerektiğinde hemfikir. Çalışmanın katılımcı grubunun büyük ölçüde 40 yaş üstü kadınlardan oluşması, perimenopozal (perimenopausal) değişimlerin proteomik profilleri etkilemiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. İkinci olarak, adet döngüsünün aşamalarını belirlemek için altın standart olan hormonal kan testleri yerine, katılımcıların anket formlarına dayanan öznel beyanları kullanılmış.
En büyük sınırlama ise, kan örneklerinin katılımcılardan tek seferde alınmış olması. Bu da, aynı kişinin tüm döngü boyunca geçirdiği değişimin tam haritasının çıkarılmasına engel oluyor. Ghouse bu durumu, “Şu an sadece bir fotoğraf çekiyoruz. Daha fazla bilgi elde etmek için longitudinal (uzamsal) örnekleme şart. Farklı zaman noktalarından alınacak ardışık ölçümler, bu çalışmanın tam potansiyelini ortaya koyacaktır,” şeklinde yorumluyor.
Adet döngüsünün tam anlamıyla çözülmesi için hâlâ gidilecek çok yol var, ancak Nature Medicine dergisinde yayımlanan bu geniş çaplı araştırma, kadın sağlığı için heyecan verici yeni bir başlangıç niteliğinde.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work