
Dünya genelinde iki milyondan fazla insan, Everest Dağı’nın yarısından daha yüksek olan 4.500 metre ve üzeri rakımlarda yaşamını sürdürüyor. Bu yüksekliklerdeki temiz dağ havası her ne kadar kirlilikten uzak olsa da, deniz seviyesine kıyasla ciddi oranda düşük oksijen barındırıyor. Uzun yıllardır epidemiyolojik veriler, yüksek rakımlarda yaşayan popülasyonlarda kan şekeri seviyelerinin daha düşük olduğunu, glikoz toleransının arttığını ve diyabet riskinin belirgin şekilde azaldığını gösteriyordu. Ancak bu metabolik avantajın ardındaki hücresel mekanizma tam olarak anlaşılamamıştı.
Gladstone Enstitüleri’nde (Gladstone Institutes) görev yapan biyokimyacı Isha Jain ve araştırma ekibi, hipoksik (düşük oksijenli) koşulların memeliler üzerindeki etkilerini incelemek üzere başlattıkları çalışmada, biyotıp dünyasında yankı uyandıran bulgulara ulaştı. 2023 yılında yapılan ön çalışmalarda, hipoksiye maruz kalan farelerin metabolizmalarını yeniden programlayarak kan şekeri seviyelerini düşürdükleri keşfedilmişti. Cell Metabolism dergisinde yayımlanan son araştırma ise, bu sürecin başrol oyuncusunu gün yüzüne çıkardı: Kırmızı kan hücreleri (Red Blood Cells – RBC).
Geleneksel tıp paradigmasında kırmızı kan hücreleri, temel olarak akciğerlerden dokulara oksijen taşımakla görevli hücresel kuryeler olarak kabul edilir. Ancak Jain ve ekibinin araştırması, bu hücrelerin aynı zamanda kan dolaşımındaki glikozu emerek kullanan aktif birer metabolik regülatör işlevi gördüğünü kanıtladı.
“Hipoksik koşullara maruz kalan hayvanlardaki kırmızı kan hücreleri, dolaşımdaki glikozu devasa bir hızla absorbe ederek kan şekeri seviyelerini düşürüyor. Bu bulgu, diyabet gibi hiperglisemik bozukluklar için yepyeni bir terapötik yaklaşım sunuyor.”
Araştırma ekibi, süreci detaylandırmak için fare modellerini farklı oksijen konsantrasyonlarına tabi tuttu. Normal oksijen (normoksik) seviyelerindeki farelerle karşılaştırıldığında, hipoksik koşullar altındaki deneklerde kan şekerinin düştüğü ve glikoz toleransının iyileştiği gözlemlendi. Bu düşüşün hangi dokular tarafından sağlandığını tespit etmek amacıyla, işaretlenmiş glikoz izotopları ve PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) taramaları kullanıldı.
Beklenenin aksine, karaciğer veya kas gibi iç organların hipoksik hayvanlarda daha fazla glikoz emmediği ortaya çıktı. Bu durum, glikozu kandan çeken başka bir sistemik aktörün varlığına işaret ediyordu. Araştırmacılar, hipoksinin kırmızı kan hücresi üretimini artırmasından yola çıkarak hedeflerini kan hücrelerine çevirdi. Yapılan kritik çapraz transfüzyon deneyleri şu çarpıcı sonuçları verdi:
Peki, oksijen stresinin (oxygen stress) glikoz metabolizmasını bu denli radikal biçimde yeniden programlamasını sağlayan biyokimyasal tetikleyici neydi? Bilim insanları uzun zamandır, normoksi sırasında glikolitik enzimlerin eritrosit zarlarında tutulduğunu ve bu durumun glikolizi baskıladığını varsayıyordu.
Jain ve ekibinin ulaştığı mekanistik veriler bu hipotezi doğruladı ve bir adım öteye taşıdı. Oksijen seviyelerindeki düşüş, deoksihemoglobinin kırmızı kan hücresi zarına hareket etmesini tetikliyor. Bu hareket, zarda tutunan glikolitik enzimleri yerinden ederek hücre sıvısına (sitozol) salgılanmalarına neden oluyor. Özellikle temel bir glikolitik enzim olan gliseraldehit-3-fosfat dehidrojenazın (GAPDH), kültürlenmiş normoksik hücrelerde hücre zarında lokalize olduğu, hipokside ise tamamen sitozole yeniden dağıldığı gözlemlendi. Bu yer değişimi, hücrenin glikoliz yolunu (glycolytic pathway) tam kapasiteyle çalıştırmasına olanak tanıyor.
Çalışmanın en heyecan verici yanı, bu biyokimyasal mekanizmanın klinik bir tedaviye dönüşme potansiyeliydi. Araştırmacılar, hipoksik durumun farmakolojik olarak taklit edilip edilemeyeceğini test etmek için HypoxyStat adını verdikleri küçük moleküllü (small-molecule) bir bileşik geliştirdiler.
Bu sonuçlar, hastaları yüksek rakımlara çıkarmaya veya oksijen çadırlarına koymaya gerek kalmadan, sadece bir hap veya enjeksiyon formunda geliştirilecek ‘hipoksi taklitçisi’ ilaçlarla diyabete ve diyete bağlı obeziteye karşı devrim niteliğinde bir kalkan oluşturulabileceğini kanıtlıyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work