
Genetik biliminin en gizemli alanlarından biri olan erken yaşlanma sendromları, biyolojik saatin neden bazı bireylerde çok daha hızlı işlediğini anlamamız için kritik ipuçları sunmaya devam ediyor. Özellikle Ruijs-Aalfs Progeria Sendromu (RJALS) olarak bilinen varyant, sadece kırışık cilt, saç dökülmesi ve eklem sertliği gibi klasik yaşlanma belirtileriyle değil, aynı zamanda erken başlangıçlı karaciğer kanseri riskiyle de diğerlerinden ayrılıyor.
Goethe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Biyokimyacı Ivan Dikic ve ekibinin öncülüğünde yürütülen ve prestijli Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu sendromun patogenezinde daha önce gözden kaçan bir mekanizmayı; DNA-protein çapraz bağlarının (DPC’ler) mitoz sırasındaki yıkıcı etkisini ortaya koydu.
Bilim dünyası yaklaşık on yıl önce, SPRTN (SprT-Like N-Terminal Domain) genindeki mutasyonların RJALS’e neden olduğunu keşfettiğinde büyük bir atılım gerçekleştirmişti. SPRTN proteini, genom stabilitesinin korunmasında hayati bir rol üstleniyor. Bu proteinin temel görevi, DNA replikasyonu ve transkripsiyonu gibi süreçleri tıkayan, genom ile proteinler arasındaki kovalent bağları, yani DNA-protein çapraz bağlarını (DPC’ler) temizlemektir.
Daha önceki çalışmalar, SPRTN’nin özellikle DNA replikasyonu sırasındaki temizlik görevine odaklanmıştı. Ancak Dikic ve ekibi, proteomik analizler kullanarak bakış açısını değiştirdi ve hücre döngüsünün diğer evrelerine odaklandı. Elde edilen veriler, SPRTN’nin sadece replikasyonda değil, hücre bölünmesinin en kritik aşaması olan mitoz sırasında da mitotik proteinlerle yakın iş birliği içinde olduğunu gösterdi.
Araştırma ekibi, HeLa hücrelerinde yaptıkları genetik modifikasyonlarla SPRTN proteinini mitoz sırasında seçici olarak devre dışı bıraktı. Sonuçlar çarpıcıydı: Mitoz sırasında SPRTN eksikliği, DPC’lerin birikmesine yol açtı. Bu birikim, hücre içinde bir domino etkisi yarattı:
Araştırmacılar, bu sürecin paradoksal bir döngü yarattığını belirtiyor: Hücre, kanseri önlemek ve DPC’leri temizlemek adına başlattığı immün yanıtla (cGAS-STING), aşırı enflamasyona yol açarak aslında yaşlanmayı hızlandırıyor.
Çalışmanın in vivo ayağında, SPRTN proteini eksik olan fareler incelendi. Bu farelerin vücutlarında yüksek seviyelerde DPC birikimi ve hiperaktif bir cGAS-STING seviyesi tespit edildi. Fareler, tüylerin grileşmesi, katarakt oluşumu, omurga ve yüz anormallikleri gibi Progeria’nın tüm tipik özelliklerini sergiledi.
Ekip, cGAS yolağını susturduğunda ise şaşırtıcı bir iyileşme gözlemledi. Spinal ve yüz deformasyonları ortadan kalktı, hücre ölümü azaldı ve doku hasarı minimize edildi. Bu bulgu, erken yaşlanmaya neden olan asıl faktörün, birikmiş hasarın kendisinden ziyade, vücudun bu hasara verdiği aşırı agresif bağışıklık tepkisi olduğunu düşündürüyor.
Araştırmacılar, cGAS’ın susturulmasının semptomları hafifletmesine rağmen tamamen ortadan kaldırmadığını, bu nedenle SPRTN’nin mitoz dışındaki işlevlerinin de hala araştırılması gerektiğini vurguluyor. Ancak bu çalışma, DNA hasarı ile ilişkili sendromlarda, sadece DNA onarımına değil, immün yanıt modülasyonuna odaklanan yeni tedavi stratejilerinin önünü açıyor.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work