
Her şey, Kalifornia’nın orta kıyılarında uzanan Año Nuevo Eyalet Parkı’ndaki rutin bir ekolojik saha taraması sırasında başladı. Ocak ayında, Kaliforniya Üniversitesi (UC) Davis ve UC Santa Cruz’dan araştırmacılar, bölgedeki deniz kuşları arasında hızla yayılan hastalık belirtilerini fark etti. Kıyıda artan influenza (Grip) aktivitesinden endişe duyan bilim insanları, olası bir viral salgının öncü göstergesi olabilecek hasta hayvanlara yönelik sürveyans (izlem) çalışmalarını derhal hızlandırdı.
Çok geçmeden, korkulan senaryo gerçeğe dönüştü. Şubat ayının ortalarında, araştırma ekibi kuzey deniz fillerinde (Kuzey fil foku) şiddetli titremeler ve nöbetler gözlemledi. Aynı günlerde, sütten yeni kesilmiş çok sayıda fok yavrusunun cansız bedeni sahile vurdu. Hasta ve ölü hayvanlardan toplanan kritik klinik numuneler, incelenmek üzere hızla ABD Tarım Bakanlığı’na (USDA) bağlı Ulusal Veteriner Hizmetleri Laboratuvarı’na (NVSL) gönderildi.
Laboratuvardan gelen sonuçlar, bilim dünyası için bir alarm zili niteliğindeydi. Fokların tamamının, Yüksek Patojenik Avian İnfluenza (HPAI) H5N1 virüsü ile enfekte olduğu doğrulandı. Ancak asıl endişe verici olan, virüsün genetik haritasında gizliydi. Yapılan genomik analizler, virüsün E627K marker’ını (işaretçisini) taşıdığını ortaya koydu. Bu spesifik mutasyon, kuşlara özgü olan virüsün memeli hücrelerini de başarıyla enfekte edebilmesine olanak tanıyor ve virüsün insanları da etkileyebilecek bir pandemi potansiyeli taşıdığına dair çok güçlü bir kanıt sunuyor.
“Geçmişteki pandemilere baktığımızda, hepsinin temelinde hayvan dünyasından gelen sıçramalar olduğunu görüyoruz. Bizi asıl endişelendiren nokta, bu virüslerin zamanla insandan insana bulaşabilen bir forma evrilme veya yeniden dizilme (re-assortment) ihtimalidir.”
Hannover Veteriner Tıp Üniversitesi’nden Veteriner ve Viroloji Uzmanı Ab Osterhaus’un bu sözleri, hayvan popülasyonlarındaki sessiz yayılımın insanlık için ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunu özetliyor.
Salgınlara hızlı yanıt verebilmenin en kritik aşaması, hastalık daha ortaya çıkmadan kurulan sürveyans ağlarıdır. Bu salgının araştırılmasında öncü rol üstlenen UC Davis Pandemi İçgörüleri Enstitüsü Direktörü Epidemiyolog Christine Johnson ve ekibi, hazırlıklı olmanın meyvelerini topladı. Ekip, 2023 yılında Arjantin’de 17.000’den fazla güney deniz filinin ölümüyle sonuçlanan HPAI H5N1 salgınını referans alarak bölgesel eylem planlarını çok önceden hazırlamıştı.
Sahadan laboratuvara uzanan teşhis ve analiz algoritması, yüksek bir koordinasyonla işliyor:
Yapılan ileri düzey analizler, bu salgından sorumlu olan viral kladenin, 2020 yılında ortaya çıkan ve yakın zamanda ABD’deki kümes hayvanları ile süt sığırlarında da yıkıcı etkiler gösteren H5N1 2.3.4.4b olduğunu kanıtladı. Ayrıca virüsün, Avrasya kökenli orijinal virüsün genotipine son derece yakın olan A3 genotipini taşıdığı saptandı. Asya’dan göç eden kuşların Pasifik Ateş Çemberi rotasını kullanması, diğer kıyı yaban hayatıyla genetik karışım (mixing) fırsatlarını artırarak bu genotipin Kalifornia kıyılarına kadar ulaşmasını açıklıyor.
Bilim insanları henüz kesin konuşamasa da, virüsün ilk olarak hasta bir kuşun sahildeki bir deniz filine temas etmesiyle bulaştığı düşünülüyor. Dr. Osterhaus, kuşların virüsü dışkıları yoluyla attığını ve fokların adeta virüsle kontamine olmuş bir suyun içinde yüzdüğünü belirtiyor. Ek olarak, fokların su kuşlarını avlaması da güçlü bir enfeksiyon rotası olarak değerlendiriliyor.
Virüs, memelileri enfekte etme yeteneği kazanmış olsa da, şu an laboratuvarların yanıtlamaya çalıştığı en kritik soru şu: Acaba foklar arasında bir memeliden memeliye (seal-to-seal) bulaş başladı mı? UC Santa Cruz’dan fizyolojik ekolog Roxanne Beltran, bu soruyu yanıtlamak için fokların mekansal haritalaması ile genomik filogenetik verileri entegre eden ileri düzey ekososyal modeller üzerinde çalışıyor.
Vaka sayılarının plato çizmeye başlamasıyla birlikte araştırmacılar, elde edilen devasa genomik verilerin derinlemesine analizine odaklanmış durumda. UC Davis’te görev yapan araştırmacı Elizabeth Ashley, deniz fili karkaslarında canlı virüslerin varlığını ve ömrünü belirlemek için yeni ve yenilikçi laboratuvar metotları geliştiriyor. Aynı zamanda kan numuneleri üzerinden serolojik testler yapılarak hayvanların immünolojik geçmişi ve daha önceki influenza virüsleriyle karşılaşıp karşılaşmadıkları taranıyor.
Osterhaus’un vurguladığı gibi, sadece hayvanların değil, insanların, çevrenin ve ekosistemin sağlığı birbirine ayrılmaz bağlarla örülmüş durumda. H5N1 gibi patojenlere karşı bir sonraki savunma hattımız; kesintisiz viral sürveyans, Yeni Nesil Dizileme (NGS) yeteneklerimiz ve “Tek Sağlık” (One Health) konseptine olan bağlılığımız olacaktır.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work