
Dünya genelinde bir milyardan fazla insanı etkileyen obezite, yalnızca estetik veya bölgesel bir fizyolojik değişim değil; kardiyometabolik hastalıklar, inme, çeşitli kanser türleri ve nöropatiler (sinir hasarı) riskini katlayarak artıran devasa bir halk sağlığı sorunudur. Klinik veriler, bu hastalığın birkaç organla sınırlı kalmadığını ve neredeyse tüm vücut sistemlerini etkilediğini göstermektedir. Ancak bugüne kadar bilim insanları, obezitenin hücresel düzeydeki bu yıkıcı etkilerini bir bütün olarak haritalandırmakta zorlanıyordu.
Almanya’daki Helmholtz Munich’te görev yapan Türk sinirbilimci Ali Ertürk liderliğindeki laboratuvarda organları hücresel düzeyde haritalamak için devrim niteliğinde teknolojiler geliştiriliyor. Laboratuvarda doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapan Doris Kaltenecker, geleneksel yöntemlerin sınırlarını şu sözlerle özetliyor:
“Obezite izole bir dokuda veya organda gerçekleşmiyor. Sistemik bir hastalığın tüm vücut düzeyindeki etkisini bütüncül olarak yakalayabilen, ancak bunu yaparken tek hücre çözünürlüğünde (single-cell resolution) ince detaylar sunan analiz hatları arıyorduk.”
Araştırma ekibi bu zorlu vizyonu gerçekleştirmek için, sinir ağları ve bağışıklık hücreleri floresan ile işaretlenmiş özel fare modelleri kullandı. Farelerin bir kısmı obeziteyi tetiklemek amacıyla yüksek yağlı bir diyetle beslenirken, kontrol grubu standart diyetine devam etti. Ancak dokuların hücresel düzeyde bütün olarak incelenebilmesi için araştırmacıların önünde büyük bir fiziksel engel bulunuyordu: Opak dokular.
Kaltenecker, dokuların neden ışığı geçirmediğini, “Doku opaktır; çünkü içerisinde proteinler, su ve lipitler gibi her biri farklı bir kırılma indisine (refractive index) sahip olan çeşitli bileşenler bulunur” şeklinde açıklıyor. Işığın bu farklı materyallerden geçerken saçılmasını engellemek için ekip, doku şeffaflaştırma (tissue clearing) adı verilen oldukça zahmetli bir protokol uyguladı. Floresan etiketlemeyi sağlam tutarken tüm biyomolekülleri benzer bir kırılma indisine getiren ve belirli dalga boylarına karşı şeffaf hale getiren kimyasal banyolar tam yedi gün sürdü.
Şeffaflaştırılan dokular, örnekleri aydınlatmak için bir lazer ışığı düzlemi kullanan ışık tabakası floresan mikroskopisi (light-sheet fluorescence microscopy) ile incelendi. Her bir fare hem dorsal (sırt) hem de ventral (karın) olarak tarandı ve bu devasa veri setleri, tüm vücudun üç boyutlu haritasını çıkarmak üzere birleştirildi. Sadece tarama işlemi bile obez farelerde her bir hayvan için yedi saat kadar uzun bir zaman alıyordu.
Bu süre ilk bakışta uzun görünse de, teknolojik gelişimin geldiği noktayı göstermesi açısından çarpıcıdır. Kaltenecker, projenin başlarındaki zorlukları şöyle anımsıyor: “2021 yılında ilk faremi taradığımda bu işlem tam yedi gün sürmüştü.” Gelişmiş donanımlar ve optimize edilen yöntemler sayesinde haftalar süren işlemler saatlere indirilerek, şeffaf bir bedende parlayan sinir ve bağışıklık ağlarının nefes kesici görüntüleri elde edildi.
Elde edilen veriler insan gözüyle veya geleneksel yazılımlarla analiz edilemeyecek kadar büyüktü. Araştırmacılar, sinir ve bağışıklık sistemlerinin tam vücut görüntülerinin üç boyutlu analizi için MouseMapper adını verdikleri, derin öğrenme (deep-learning) tabanlı bir yapay zeka iskeleti geliştirdiler. Nature dergisinde yayımlanan bu analiz hattı, zayıf ve obez farelerdeki verileri karşılaştırarak obezitenin vücutta yarattığı yıkımı milimetrik olarak haritaladı.
MouseMapper destekli analizlerin ortaya koyduğu temel bulgular moleküler patoloji alanında dengeleri değiştirecek nitelikte:
Ekibin yanıtlamayı hedeflediği sıradaki soru çok daha kritik: Obezitenin neden olduğu bu sistemik iltihaplanma ve sinirsel hasar, diyetin düzeltilmesiyle geri döndürülebilir mi? Araştırmacılar, obez fareleri yeniden normal diyete döndürerek, floresan mikroskop altında yüksek yağlı diyetin yarattığı hasarın hücresel düzeyde onarılıp onarılmadığını gözlemleyecekler. Eğer bu yapısal değişikliklerin geri dönülemez olduğu kanıtlanırsa, obezite tedavisinde sadece kilo kaybına değil, aynı zamanda sinirsel ve bağışıklık sistemi onarımına da odaklanan yepyeni farmakolojik yaklaşımların geliştirilmesi gerekecek.
Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work