Sonsuz Kimyasallar Okyanusu Terk Ediyor: Yeni Nesil PFAS’ların Akıbeti Meçhul

28 Ocak 2026
3 dk dk okuma süresi
Sonsuz Kimyasallar Okyanusu Terk Ediyor: Yeni Nesil PFAS’ların Akıbeti Meçhul

Endüstriyel kimyanın 1930’lardan bu yana çevreye bıraktığı en kalıcı izlerden biri olan Poliflorlu Alkil Maddeler (PFAS), nam-ı diğer "sonsuz kimyasallar", on yıllardır yapışmaz tavalardan su geçirmez kumaşlara kadar hayatımızın her alanında yer alıyor. Ancak Harvard Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ve Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir çalışma, bu kimyasal mirasın okyanuslardaki seyrinin değişmeye başladığını gösteriyor. Elde edilen veriler, eski tip PFAS’ların (legacy PFAS) okyanus ekosistemlerinden çekilmeye başladığını işaret etse de, yerlerine gelen yeni nesil kimyasalların akıbeti bilim dünyasında yeni bir tartışma başlattı.

Analitik Kimyada Metodolojik Devrim: "Toplam Organoflorin" Yaklaşımı

PFAS kirliliğinin boyutlarını ölçmek, laboratuvarlar için uzun süredir samanlıkta iğne aramaya benziyordu. Endüstrinin sürekli olarak binlerce yeni PFAS türevi sentezlemesi, araştırmacıların her bir molekülü tek tek tespit etmesini imkânsız kılıyordu. Harvard Üniversitesi’nden çevre bilimci Elsie Sunderland liderliğindeki ekip, bu kısırdöngüyü kırmak adına analitik süreçlerde stratejik bir değişikliğe gitti.

Araştırma ekibi, belirli molekülleri tek tek avlamak yerine, tüm PFAS çeşitlerinin ortak imzası olan halojen florin seviyelerini yansıtan "toplam organoflorin" (bulk organofluorine) ölçümüne odaklandı. Bu bütüncül yaklaşım, laboratuvarların sadece bilinen eski kimyasalları değil, aynı zamanda formülü bilinmeyen veya gizli tutulan yeni nesil bileşikleri de tespit edebilmesine olanak tanıdı.

"Aşamalı olarak kullanımdan kaldırılan eski PFAS’ların yerine üretilen pek çok yeni bileşiğin akıbeti hakkında çok daha az bilgiye sahibiz. Geliştirdiğimiz teknik, bu kör noktayı aydınlatmayı hedefliyor." – Jennifer Sun, Harvard Üniversitesi Çevre Bilimcisi

Kuzey Atlantik’in Biyolojik Arşivleri: Pilot Balinalar

Yeni tekniğin doğrulanması için araştırmacılar, İzlanda ve Norveç arasında yer alan Faroe Adaları’ndaki iş birlikçileri tarafından saklanan devasa bir doku arşivini kullandı. Kuzey Atlantik’te kalamar ve morina balığı ile beslenen ve besin zincirinin en tepesinde yer alan pilot balinalar (bir yunus türü), okyanus kirliliğinin en net göstergesi olan biyoakkümülasyon (bioaccumulation) sürecini vücutlarında barındırıyorlar.

2001 ile 2023 yılları arasına tarihlenen doku örnekleri üzerinde yapılan analizler, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu:

  • %60’lık Düşüş: Pilot balinaların vücutlarındaki belirli PFAS seviyelerinde %60 oranında bir azalma tespit edildi.
  • Zirve ve Düşüş: Ölçülen organoflorinin büyük kısmının dört eski tip PFAS’tan kaynaklandığı, bu seviyelerin 2010’larda zirve yaptığı ve sonrasında sert bir düşüşe geçtiği belirlendi.
  • Regülasyon Başarısı: Bu veriler, 2000’li yılların başında PFOA gibi zararlı kimyasalların üretim zincirlerinden çıkarılmasına yönelik yasal düzenlemelerin, uzak okyanus ekosistemlerinde bile olumlu sonuçlar verdiğini kanıtlıyor.

Büyük Soru İşareti: Yeniler Nerede?

Eski kimyasalların azalması umut verici olsa da, çalışmanın en can alıcı noktası aslında bulunamayanlarda gizli. Küresel ölçekte PFAS üretimi artarak devam etmesine rağmen, araştırmacılar okyanusun açık sularında veya deniz memelilerinde yeni nesil PFAS’ların beklenen birikimine rastlamadı.

Elsie Sunderland, bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Genellikle okyanusun, karadaki insan kirliliği için son durak olduğu düşünülür. Ancak en yeni PFAS’ların açık okyanusta önemli ölçüde biriktiğini görmüyoruz. Peki, bu kimyasallar nerede?"

Bu bulgu, yeni nesil kimyasalların çevrede beklenmedik şekillerde hareket ettiğini veya farklı mekanizmalarla bozunduğunu/depolandığını düşündürüyor. Sektör uzmanları, yeni bileşiklerin su sütununda farklı davranabileceğini, sedimentlere çökebileceğini veya henüz tespit edilemeyen başka biyolojik yollara girebileceğini belirtiyor. Bu durum, laboratuvar analizlerinde sadece su ve doku örneklerinin ötesine geçilmesi gerektiğinin sinyalini veriyor.

Sektörel Çıkarımlar ve Gelecek Projeksiyonu

Bu araştırma, çevre analiz laboratuvarları için iki kritik mesaj taşıyor:

  1. Hedefli analizler (targeted analysis) artık yetersiz kalmaktadır; toplam florin gibi geniş spektrumlu tarama yöntemleri standart haline gelmelidir.
  2. Regülasyonlar işe yaramaktadır, ancak yeni kimyasalların izlenmesi için mevcut protokollerin güncellenmesi şarttır.

Editör Yorumu!

Türkiye, kimya sanayisinde önemli bir üretici ve ihracatçı konumunda. Özellikle 'KKDİK' (Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması) yönetmeliği kapsamında, bu haberdeki 'yeni nesil kimyasalların takibi' konusu ülkemiz laboratuvarlarını yakından ilgilendiriyor. Harvard'ın kullandığı 'toplam organoflorin' analizi gibi yöntemlerin, Türkiye'deki akredite çevre laboratuvarları tarafından da Ar-Ge süreçlerine dahil edilmesi gerekiyor. TÜBİTAK MAM ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın deniz kirliliği izleme projelerinde (özellikle Marmara ve Karadeniz eylem planlarında) sadece bilinen kirleticilere değil, bu tip 'bilinmeyen' yeni nesil kalıcılara odaklanması, halk sağlığı ve ihracat standartlarımız açısından kritik önem taşıyabilir.

Bu yöntem, belirli PFAS moleküllerini tek tek aramak yerine, örnekteki toplam florin miktarını ölçer. Böylece formülü gizli tutulan veya henüz literatüre girmemiş yeni nesil PFAS türevlerinin de tespit edilmesini sağlayarak kirliliğin gerçek boyutunu ortaya koyar.

Araştırmacılar, yeni nesil bileşiklerin eski türler gibi yağ dokusunda birikmediğini (biyoakkümülasyon göstermediğini), bunun yerine su sütununda farklı davranabileceğini, okyanus tabanındaki sedimentlere çökebileceğini veya henüz bilinmeyen mekanizmalarla bozunuyor olabileceğini düşünüyor.

Türkiye'nin KKDİK yönetmeliği ve AB uyum süreçleri kapsamında, sadece bilinen yasaklı maddeleri değil, yeni nesil kirleticileri de tespit etmesi gerekmektedir. Bu çalışma, yerli laboratuvarların Ar-Ge süreçlerine 'toplam organoflorin' gibi kapsamlı tarama metotlarını entegre etmesi gerektiğini göstermektedir.

Bülten Aboneliği

Sosyal Medyada Paylaşın

LabHaber

Tüm Hakları Saklıdır @ 2025 - Tasarım ve Yazılım: brain.work

labhaber, laboratuvar, analiz, biyoteknoloji ve test alanlarında faaliyet gösteren profesyoneller için hazırlanmış bağımsız bir sektörel haber platformudur.